Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisi bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Yukarıda adı belirtilen Mahkemenin 15.12.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 50 nci maddeleri uyarınca verilen 6.000,00 TL adli para cezasına ilişkin mahkumiyet kararının Yargıtay 18. Ceza Dairesince bozulmasına karar verilmiştir.

2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yerel Mahkeme kararı ile; bozma üzerine sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 50 nci maddeleri uyarınca verilen 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; eşinin hasta olması nedeni ile ihtiyaç için suça konu yeri yaptığı, maddi durumu olmadığı, beraatine karar verilmesi ve hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

Sanığın, mevcut taşınmazın arkasına ruhsatsız ilave yapı yaptığı, eylemin sanığın savunması, bilirkişi raporu, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı karşısında sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.

Sanığın savunması, bilirkişi raporu, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı karşısında; atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna ve sanık hakkında adli para cezasına hükmedilmesine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunamayıp sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkeme kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.05.2024 tarihinde karar verildi.