Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yukarıda adı belirtilen Yerel Mahkemenin 23.11.2010 tarihli kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca hükmolunan 10 ay hapis cezasının 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2. Yukarıda adı belirtilen Yerel Mahkemenin 01.02.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında; denetim süresi içinde suç işlediğinden bahisle hükmün aynen açıklanmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 18. Ceza Dairesince bozulduğu belirlenmiştir.
3. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında bozma üzerine imar kirliliğine neden olma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; Yerel Mahkemenin bozma ilamı doğrultusunda yargılama yapmadığı, sanığın suç işleme kastının bulunmadığı, bu nedenle sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği, lehe hükümlerin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenlerle ve resen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması gerektiğine yöneliktir.
Sanığın davaya konu olan yerde ruhsat almadan imara aykırı şekilde bina yaptığı, eylemin sanığın savunması, tutanak, fotoğraflar ve tüm dosya kapsamı karşısında sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
Sanığın savunması, tutanak, fotoğraflar ve tüm dosya kapsamı karşısında sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmaması hususunda Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığından sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkeme kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.05.2024 tarihinde karar verildi.