İlk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak atılı suçtan beraat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2019 tarihli ve 2013/170 Esas, 2019/21 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1 ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunmuştur.

2.Sanık müdafiinin ve katılan ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı olarak yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2019/1036 Esas, 2020/1420 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak, sanık hakkında atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri, sanığın, katılan adına hükmedilen maddi ve manevi tazminat bedelini vekalet ücretine karşılık tahsil ederek uhdesinde tutmuş olması nedeni ile suçun sabit olduğuna ilişkindir.
Katılan Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bölge adliye mahkemesinin eksik inceleme ile sanık hakkında beraat hükmü kurduğunu belirtmiştir.

Suç tarihinde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın müvekkili olan katılan lehine Bursa 2. İdare Mahkemesinin 25.02.2005 tarihli ve 2002/1756 Esas, 2005/112 sayılı Kararı ile hükmedilen maddi ve manevi tazminat bedelini tahsil ederek uhdesinde tuttuğu iddiası ile açılan kamu davasında dosyaya alınan 27.08.2001 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinde işin konusunun katılanın oğlunun karakolda gözaltındayken vefat etmesi şeklinde gerçekleşen olaya ilişkin sorumlular hakkında açılacak ceza davası ve idareye karşı açılacak tazminat davası olması, ücret olarak tazminat davasından tahsil edilecek miktarın kararlaştırılması, sözleşme altındaki "..." yazısının ve imzanın katılanın eli ürünü olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile sabit olması karşısında bölge adliye mahkemesince beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen Bölge Adliye Mahkemesinin beliren takdir ve kanaati karşısında katılanar ... ve Hazine vekillerinin temyiz itirazları ile hükümde dikkate alınan sair hususlar yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle hükümde, katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302. maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.05.2024 tarihinde karar verildi.