Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asli müdahiller ... ve arkadaşlarının davalarının reddine, davacı ... ve arkadaşlarının davasının kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Tekirdağ ili Hayrabolu ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 90,404,462,468,469,575,582,588,626 ve 629 parsel sayılı sırasıyla 15.000,00,11.500,00,27.125,00,46.375,00,12.125,00,1.380,00,520,00,755,00,3.450,00 ve 1.920,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kayıtları nedeniyle ...Konmaz ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
İtirazları tapulama komisyonunca reddedilen davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; tapu kaydına dayanarak, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile müvekkilleri ve tapu kayıt malikleri adına tescilini istemiştir.
Asli müdahil ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kadim mera olduğunu ileri sürerek, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve mera özel siciline yazılmasını istemiştir.
Asli müdahiller ..., ..., ... ve ... müdahale dilekçelerinde; miras yoluyla gelen hakka dayanarak, çekişmeli taşınmazlar hakkında davaya katılma talebinde bulunmuşlardır.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının hüküm ifade etmediğini, taşınmazların tamamının Hazine adına tapuya tescil edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hüküm için yeterli bulunmadığı belirtilerek; uyuşmazlığın meraya ilişkin olması nedeniyle komşu köylerden seçilecek yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen bilirkişilerin katılımıyla mahallinde yeniden yapılacak keşifte, tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının mahalline uygulanması, tapu kayıtlarında miktarın yazılı olmadığının anlaşılması halinde kaydın kapsadığı dış alan belirlenerek ve kullanım durumu göz önünde bulundurularak kapsamının belirlenmesi, taraflar ile kayıt malikleri arasındaki hukuki bağlantının saptanması, taraflar arasında mirasçılık ilişkisinin bulunup bulunmadığı belirlenerek, mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin işlemeyeceğinin düşünülmesi, taraflar arasında mirasçılık ilişkisinin bulunmaması halinde kayıt maliklerinin ölüm tarihleri saptanarak tapu kayıtlarının tedavül görmemesi nedeniyle hukuki değerlerini yitirip yitirmediğinin üzerinde durulması, taşınmazların kullanım durumu, zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçiminin olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklara sorulması, taşınmazlara ait vergi kayıtlarının araştırılması, çekişmeli taşınmazları çevreleyen komşu parsellere ait tutanak örnekleri ve dayanakları getirtilerek bilirkişi ve tanık sözleriyle denetlenmesi, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "asli müdahiller ..., ..., ... ve ...'in, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarında hissedar olmadıkları, taraflar ile bağlantılarının bulunmadığı, kayıt malikleri ile hukuki veya miras yolu ile herhangi bir ilgilerinin olmadığı, miras ilişkisinin veraset ilamları ile tespit edilemediği, dava konusu taşınmazlar üzerinde de asli müdahillerin zilyetliklerinin bulunmadığı; asli müdahil ...'un dava konusu tüm taşınmazlarda davalı olarak yer aldığı, ayrıca eldeki dava dosyasında dava konusu olmayan bir kısım taşınmazlara yönelik müdahale talebinde bulunmuş ise de dava konusu olmayan taşınmazlara yönelik müdahale talebinde bulunulamayacağı; dava konusu taşınmazların kadim mera olmadıkları, taşınmazların bir kısmının tarla niteliğinde, bir kısmının ise ev-samanlık bulunan yerler olduğu, zilyetlik durumlarına göre de köy tüzel kişiliği ile herhangi bir ilgilerinin bulunmadığı, köy tüzel kişiliği tarafından dosyaya sunulan Edirne kadılığının 3 ... 1122 tarihli ..., Edirne kadılığının 26 Ekim 1710 tarihli ... ve ... kadılığından verilen Hayrabolu naipliğinin 16 cemaziyel evvel 1119/15 Ağustos 1707 tarihli hüccetin ... ve ... köylerini kapsamakta olduğu, dosyaya sunulan hüccetlerin tapu kayıtlarının hudutları ile benzerlik göstermekte olduğu, ne var ki bu hüccetlerin tapu kaydı niteliklerinin bulunmadığı, önceki bozma kararları ve gerekçelerde bu hususun yer almadığı, bozma ilamı ile sınırlı inceleme yapıldığı, köy tüzel kişiliğinin kullandığı herhangi bir taşınmaz da olmadığı; dava konusu taşınmazların Hazine ile ... ve 26 hissedar adına kadastro sırasında tespit gördüğü, dava konusu taşınmazlara davalıların dayandığı 1283 tarihli ve 103 sıra numaralı tapu kaydı ile gittileri olan tapu kayıtlarının revizyon gördüğü, anılan bu tapu kayıtlarında davalıların veya kök murislerinin adlarının geçtiği, davacıların dayandıkları 1304 tarihli ve 247 sıra numaralı tapu kaydı ile davalıların dayandıkları tapu kayıtlarının aynı hudutları ihtiva ettiği, bir tapunun 12/304 tarihli ve 246 sıra numaralı olduğu, diğer tapunun ise 12/304 tarihli ve 247 sıra numaralı olduğu, her iki tapu kaydının da hisse tapusu olduğu ve kök kaydının aynı tapu kaydı olduğu, kadastro komisyon kararının da bu yönde olduğu, Kadastro mahkemesinin 29.11.1984 tarihli ve 1984/48 sayılı kararının da bu yönde olduğu, davacıların tapusunun 1/4 hisse olduğu, aynı kökten gelen ve aynı sınırları gösteren tapu kayıtları oldukları ve aynı yerleri kapsadıkları, diğer dosyalarda da anılan tapu kayıtlarının aynı kökten geldiklerinin kabul edildiği ve tapu kayıtlarının ayrı olmadığının belirlenmiş olduğu, tapu kayıtlarının sınırlarından Tatarlı karyesi mera sınırı olarak geçen kısmın doğuda Tatarlı köyü sınırı olduğu, Müsellem mera sınırı ise Susuzmüsellim sınırı olup güneydoğuda kalmakta olduğu, Alakacı karyesi mera sınırının tam bilinmediği, Hasköy mera sınırının ise Hasköy köyü olup batıda yer almakta olduğu ve ... köyüne hudut olduğu, Kestirice karyesi mera sınırı ise şu anki ... köyü olduğu, ... karyesi sınırı ise yine Aydınlar köyü sınırları olup kuzey ve kuzeybatı sınırlarında olduğu, Karan karyesi mera sınırı ise kuzey ve kuzeydoğuda yer alan Faraş, şu anki ismi ile Ataköy köyü sınırları olduğu, Kaş mahalli sınırının ise tam olarak bilinmediği, davacılar ..., ..., ... ve ...'ün kök tapu maliki ...'in çocukları oldukları ve 12/304 tarih ve 247 sıra numaralı tapu kaydında ismi geçen kişiler oldukları, tapu kayıtlarındaki kişiler ile hukuki ve miras bağlarının belirlendiği, tapu kayıtlarında belirtilen sınırların ... köyünü ve ... köyünü tamamen kapsadığı, dava konusu taşınmazların komşu kayıtlarının bir çoğunun aynı tapu kayıtlarını okuduğu, diğer komşu taşınmazların tapu ve vergi kayıtlarının da dava konusu taşınmazların kök maliklerini okuduğu, komşu kayıtlar itibari ile de dava konusu taşınmazların tapu kaydı sınırları içerisinde kaldıkları, ... ailesi ve diğerleri arasında yapılmış bir taksim sözleşmesinin olmadığı, rızai bir taksimin söz konusu olmadığı, tarafların tapu kaydı içerisinde kullanımlarının olduğu, kök murislerin ölüm tarihlerine göre de tapunun hukuki değerini yitirmediği, tapu kaydının sınırlarının üç hududunun mera okuduğu, mera sınırlarının değişebilir ve genişlemeye müsait sınırlar olduğu, tapu kayıtlarında tapunun miktarının da belli olmadığı, yargıtay ilamına göre böyle bir durumda tapu kayıt kapsamlarına değer verilmesi gerektiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/B maddesinde harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise, kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tespit yapılması gerektiğinin belirtildiği, dava konusu taşınmazların tamamının tapu kaydının sınırları içerisinde kaldığı ve tapu kayıt malikleri veya mirasçıları tarafından tamamının tarım arazisi olarak veya ev-samanlık şeklinde kullanıldıkları, dava konusu taşınmazların ekonomik olarak iktisadi değere sahip oldukları ve bu hususun ziraat raporu ile de belirlendiği, maliklerin tamamının ölü oldukları ve mirasçılarının miras hisselerinin hesaplandığı, sadece Feskulat Kostanti veletyani'nin kayıp yabancı kişi olduğu ve hissesinin Hazine adına olması gerektiği, diğer kısımların ise tapu kayıtlarında ve raporda belirlenen kök murislerin hisse durumlarına göre hesaplama yapıldığı, bu konuda teknik rapor alındığı, dava konusu 90 parsel sayılı taşınmazda davalılara ait bir kısım payların ... oğlu ... tarafından satın alındığı anlaşıldığından bu durumun dikkate alınması gerektiği" gerekçesiyle, asli müdahiller ... ve arkadaşlarının davalarının reddine, davacı ... ve arkadaşlarının davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterek adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 383,20 TL'nin temyiz eden Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığından alınmasına,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 383,20 TL'nin temyiz eden Hayrabolu Belediye Başkanlığından alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.