Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... mirasçıları ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Malatya ili Doğanşehir ilçesi ... Mahallesinde çalışma alanında 1985 yılında yapılan kadastroçalışmaları sırasında, 128 ada 14 parsel sayılı 8.196 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı ... tarafından, ... aleyhin, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davası,davaya konu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlediğinden bahisle Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince " ... dava konusu parselin taraflarla bir ilgisi bulunmadığı " gerekçesiyle verilen, davanın reddine, parselin malik hanesinin dava dışı ... ve ... adına eşit hisse ile doldurulmasına ve bu şekilde tapuya tesciline, davacı ve davalı tarafın 128 ada 20 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava açmakta muhtariyetlerine ilişkin ilk karar, davacı tarafın temyiz itirazı üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 1994/1615 Esas ve 1994/4049 Karar sayılı ilamıyla; " yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, 128 ada 14 ve 20 parsel numaralı taşınmazların önceden bir bütün olduğu, 128 ada 14 parselin ...'a, 128 ada 20 parsel numaralı taşınmazın ise ...'a satışı konusunda Asliye Hukuk Mahkemesine açılan 1981/226 Esas ve 1981/322 Esas sayılı dava dosyaları nedeniyle her iki parselin malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespitlerinin yapıldığı, ... tarafından ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/325 Esas sayılı dava dosyası ile açılan el atmanın önlenmesi davasının görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmış olduğu, diğer taraftan ... tarafından ... aleyhine açılan 1981/226 Esas sayılı el atmanın önlenmesi davasının, davacı ...'ın ... aleyhine açtığı 1981/322 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiği ancak kadastro tespitinden sonra dava takip edilmeyerek açılmamış sayılmasına karar verilmiş olduğu, kadastro tespiti 1984 yılında yapıldığına göre o tarihte çekimeli taşınmaz hakkında görülmekte olan dava bakımından genel mahkemenin görevi sona ermiş olduğu, bu nedenle mahkemece görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının kadastro mahkemesine aktarılması gerekirken iki yıl sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olmasının tutanağın kesinleşmesini önleyeceği açıklanarak, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/226,322 ve 325 Esas sayılı dava dosyalarının keşifleri sırasında düzenlenen krokiler yerel ve uzman bilirkişiler aracılığıyla yerine uygulanmak suretiyle davaya konu olan taşınmazların kadastro sırasında hangi parsel numarası ile tespit edildiğinin belirlenmesi, tespittten önce genel mahkemede davaya konu edilen taşınmazların tutanağının kesinleştirilmiş olmasının yasal bir sonuç doğurmayacağı gözönünde bulundurularak kadastro tutanakları ile dava dosyaları 3402 sayılı Kadastro Kanunun 27. maddesi gereğince birleştirilerek taraf koşulunun oluşturulması ve bundan sonra toplanacak delillerin tümü birlikte değerlendirilmek ve 3402 sayılı Kanunun 30/2 maddesi hükmü gözönünde bulundurulmak suretiyle çekişmeli taşınmazların belirlenecek gerçek hak sahibi adına tescil edilmesi " gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde " Bozma ilamı doğrultusunda mahallinde bilirkişiler refakatinde keşif yapıldığı, taraflardan dava ettikleri yeri göstermelerinin istenmiş olduğu, taraflar yerlerini gösterdikten ve mahalli bilirkişi beyanında tarafların gösterdikleri yerlerin sınırları belirledikten sonra, 1981/325 Esas ve 1981/226 Esas sayılı dosyalarda dava konusu yerleri de gösterdiği ve 128 ada 20 nolu parselin dava konusu olduğunu, ayrıca bir miktar yerinde sınırdaki mera parseline girdiğini söylemiş olduğu, fen bilirkişisnini, taraflar ile mahalli bilirkişi beyanına göre 128 ada 20 nolu parselin tamamında ...'ın, 128 ada 20 nolu parselin bir kısmı ile 128 ada 19 ve 37 parsellerin bir kısmında ...'in hak iddia ettiğini, yüzölçümlerini göstererek bildirmiş olduğu ve krokisinde de durumu belirttiği, keşfe göre 128 ada 19 ve 37 parsellerle ile dayanaklarının getirtilip incelendiği, 128 ada 19 parselin mera parseli olduğu, 128 ada 37 parselin ise tapulu olduğu anlaşıldıktan sonra, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1978/231 - 765 Esas, Karar sayılı dosyasının incelendiği, dava dosyasının davacısının ..., davalılarının Hazine ve Belediye olup, tescil konulu davada kısmen kabul ve kısmen red kararı verildiğinin ve reddedilen kısımlardan 128 ada 19 parselin mera olarak belirlendiğinin, bir kısmın yerin ise miktar fazlası göründüğünün, 128 ada 37 ve 13 nolu parsellerin olduğu yerle ilgili kabul ve tescil kararı verildiğinin anlaşıldığı, dosyadaki krokinin ve beyanların incelenmesinde, eldeki davaya konu 128 ada 20 parselin bulunduğu yerin ... olarak göründüğünün, 128 ada 19 parselin bulunduğu yerin mera olarak belirtildiğinin, (B) ile gösterilen alan içinde kalan 128 ada 37 parselin ise ... yeri olduğunun belirlendiğinini anlaşıldığı, 29.12.1978 tarihinde karara çıkan dosyanın 01.06.1979 tarihinde Yargıtay 8. Hukuk Dairesincede onandığı görülmüş olup, eldeki davanın ise 1981 yılında açıldığı, dolayısıyla bu deliller birlikte değerlendirildiğinde, tapu kaydının daha geçerli belge olduğu ve buna göre davaya konu 128 ada 20 parselin ... yeri gözüktüğü, 128 ada 19 ve 37 parselin içinde kalan kısımların ise dava tarihinden önce tapu kaydı ile mera ve ... olarak karara bağlandığı, dosya içindeki krokilerden bilirkişi ve taraf beyanları dikkate alındığında dava konusu 128 ada 20 parsel ... zilyet ve tasarrufunda olduğunun, ...'in bir zilyetliğinin bulunmadığının anlaşıldığı, diğer parseller (128 ada 19 ve 37 parsellerin bir kısmı) yönünden ise mera üzerinde zilyetliğin hukuki değeri olamayacağı " gerekçesiyle, davacı ...'in davasının reddine, dava konusu olduğu keşif sonucu anlaşılan 128 ada 20 parselin malik hanesinin davalı ... adına doldurularak tapuya tesciline, dava konusu olmadığı anlaşılan 128 ada 14 parselle ilgili gereğinin yerine getirilmesi için kadastro tutanak ve eklerinin kadastro müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hükmün, davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2000/101 Esas ve 2000/620 Karar sayılı ilamıyla " mahkemece bozmaya uyularak hüküm kurulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak, mahkeme içinde o doğrultuda araştırma ve inceleme yapma yükümlülüğünün doğacağı, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/226,322 ve 325 Esas sayılı üç adet dava dosyasının görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine aktarılmış olduğu, kadastro mahkemesinde görülmekte olan davanın taraflarının Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan bu üç davanın tarafları ile adlarına tespiti yapılan kişiler oldukları, mahkemece bunların tümü davadan haberdar edilerek taraf teşkilinin sağlanmadığı açıklanarak, Asliye Hukuk Mahkemesinde aktarılan yada tutanakların düzenlenmesinden sonra takip edilmeyerek müracata bırakılan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/226,322 ve 325 Esas sayılı dava dosyalarında davacı ve davalı durumunda olanların tümüne duruşma gününün tebliğ edilerek davadan haberdar edilip taraf koşulunun sağlanması, bundan sonra o dosyaların keşifleri sırasında düzenlenen bilirkişi krokileriyle dava dilekçelerinde yazılı sınırlara göre çekişmeli taşınmazların kadastro sırasında kaç ada kaç parsel numarasıyla tespitleri yapıldığı belirlenerek o parsellere ait tuatnakların asıllarının bulunduğu yerden getirtilmesi, adlarına tespit yapılan davalarda taraf olmayan kişiler varsa onlarda davadan haberdar edildikten sonra taraf delilleri ile taşınmazların malik hanelerinin açık olduğu göz önünde bulundurularak Kadastro Kanunun 30/2 maddesine göre mahkemece lüzum görülecek diğer deliller de toplandıktan sonra taşınmazların gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi " gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "Tüm dosya kapsamından ve mahalli bilirkişi beyanlarından davaya konu 128 ada 20 ve 14 parsel numaralı taşınmazların evveliyatında bir bütün olduğu, ...'in satış senedi ile aldığı, satış senedinin dava konusu taşınmazın bir kısmını kapsadığı " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile Malatya ili Doğanşehir ilçesi Karşıyaka Mahallesinde kain taşınmazın kadastro bilirkişisnini 17.06.2019 havale tarihli ek rapor ve krokisinde Z35 harfiyle gösterilen 7.690,24m² yüzölçümündeki kısmın ifrazen aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle tespit maliki ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline, aynı rapor ve krokide Z36 harfiyle gösterilen 9.813,67 m² yüzölçümündeki kısmının ifrazen aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle ve Z39 harfiyle gösterilen 517.77 m² yüzölçümündeki kısmının ifrazen aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle ... adına tapuya tesciline, aynı rapor ve krokide Z13 harfiyle gösterilen 14.224,80 m² yüzölçümündeki kısmın ifrazen aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle tespit maliki ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline, Malatya ili Doğanşehir ilçesi Karşıyaka Mahallesinde kain 128 ada 18,39,36 ve 35 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitleri gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçılar ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; bozma sonrası yapılan yargılama sırasında İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların 128 ada 8 (ifrazla 35 ve 36 parsel), 128 ada 13 (ifrazla 37,38 ve 39 parsel), 128 ada 14,18,1 ve 20 parsel sayılı taşınmazlar olduğu belirlenmiş olduğu halde, bu taşınmazlara göre yöntemince taraf teşkili sağlanmamış, bu kapsamda, dava konusu olduğu tespit edilen 128 ada 37 parsel sayılı taşınmaz yönünden ... Han, 128 ada 18 parsel sayılı taşınmaz yönünden ... davadan haberdar edilmemiş, ayrıca yargılama devam ederken 128 ada 18 parsel sayılı taşınmaz yönünden davaya dahil edilen ... 21.06.2020 tarihinde vefat etmekle taraf ehliyeti son bulduğu halde, mirasçıları tespit edilerek davada taraf olarak yer almaları sağlanmamıştır. Oysa ki taraf teşkilinin sağlanması, kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olduğundan, taraf teşkili tamamlanmadan, davanın esasına girilerek sonuçlandırılması hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu olduğuna karar verildiği halde 128 ada 19 ve 37 parsel sayılı taşınmazlar hakkında hiç kurulmadığı gibi, hakkında hüküm kurulan taşınmazlar yönünden de 3402 sayılı Yasa'nın 1. maddesi hükmü göz ardı edilerek, doğru, açık ve infazı kabil olacak şekilde tescil hükmü kurulmamıştır. Şöyle ki; karar yerinde dava konusu taşınmazların 128 ada 8 (ifrazla 35 ve 36 parsel), 128 ada 13 (ifrazla 37,38 ve 39 parsel), 128 ada 14,18,19 ve 20 parsel sayılı taşınmazlar olduğu belirtildikten sonra neticeten davanın kısmen kabulüne ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda Z-35, Z-13, Z-36 ve Z-39 harfleriyle gösterilen kısımların ifrazıyla aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davacılar ve asli müdahil adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de, davacılar ve asli müdahiller adına tesciline karar verilen kısımların hangi taşınmazdan / taşınmazlardan ifraz edildiği, ifraz edilen taşınmazın / taşınmazların dava konusu olup olmadığı ve ifraz edilen kısımlar çıktıktan sonra arta kalan taşınmaz bölümü bulunup bulunmadığı açıklanmamıştır.
Bunlara ilaveten, dava konusu olmayan taşınmazlar hakkında hüküm kurulması cihetine de gidilmiştir.
Ayrıca; hükme esas alınan raporun, dava konusu olduğuna karar verilen taşınmazlar yerine tüm 128 adayı kapsadığı ve kadastro yerine kullanım sınırlarına göre bir değerlendirme yapılıp buna göre kroki tanzim edildiği ve bu rapora göre, kararda belirtilmemiş ise de asli müdahil ... lehine tescil kararı verilen Z-36 ve Z-39 olarak ifade edilen taşınmaz kısımlarının dava konusu olmayan 128 ada 24,25 ve 26 parsel sayılı taşınmazlardan oluştuğu anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında davaya asli müdahalede bulunan ...'in, davaya müdahalesi, Kanun hükmü uyarınca ancak dava konusu edilen yere ilişkin olabilir. Dosya kapsamında adı geçenin müdehale talep dilekçesinin dava konusu 128 ada 14 parsel sayılı taşınmaza yönelik olduğu anlaşılmakta olup, asli müdahilin keşifle birlikte talep ettiği, ancak davanın konusu olmadığı anlaşılan 128 ada 24,25 ve 26 parseller hakkında hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Öte yandan; malik haneleri açık bırakılarak tespiti yapılan dava konusu 128 ada 14 ve 20 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacılar lehine tespit ve tesciline karar verilen kısımlar haricinde kalan yer olup olmadığı, var ise bu kısımlar yönünden malik hanelerinin doldurulması gerektiği gözetilmediği gibi, hüküm fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde tesciline karar verilen Z-35 ile Z-13 harfiyle gösterilen kısımların 128 ada 18,35 ve 36 parsel sayılı taşınmazların belirli kısımlarından oluştuğu hükme esas alınan bilirkişi rapordan anlaşıldığı halde, hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde bu taşınmazlar yönünden tespit gibi tescile karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsi olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı ... mirasçılarının ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.