Davanın Reddi

Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri gereğince açılan tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; 20.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 14.141,60 m2 miktarındaki taşınmaz için açılan davanın reddi ile bu kısmın Hazine adına cebel vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, aynı rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 999,40 m2 miktarındaki taşınmaz hakkında verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu alan için yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı 30.05.2011 tarihli dava dilekçesinde, sınırlarını bildirdiği Balıklıova Köyünde bulunan yaklaşık 15.500 m2 miktarındaki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiş, Orman İdaresi de davaya müdahil olmuştur.

Mahkemece, 20.06.2012 tarihli krokide (A) harfi ile işaretli 999 m2 bölümün orman sınırı içinde kaldığından davacının davasının reddine, müdahilin davasının kabulü ile orman niteliğiyle Hazine adına; (B) harfi ile işaretli 14.141 m2 taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline, bu bölümde davacının zilyetliğinin tespiti ile tapuya şerhine karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine tarafından (B) harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.09.2013 tarihli ve 2013/3862 Esas, 2013/8329 Karar sayılı ilamı ile hüküm bozulmuştur.

Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda, taşınmazın Hazinenin dayandığı tapu kapsamında kaldığının sabit olması karşısında, özel mülk niteliğiyle tapuya tescil edilemeyeceği ve zilyetliğin tespitine de karar verilemeyeceği gerekçesi ile 20.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 14.141,60 m2 miktarındaki taşınmaz için açılan davanın reddine, bu kısmın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 999,40 m2 miktarındaki taşınmaz hakkında verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu alan için yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.11.2019 tarihli ve 2017/5554 Esas, 2019/6876 Karar sayılı ilamı ile; çekişmeli taşınmazın sınırları içinde bulunduğu Büyükşehir Belediye Başkanlığı dahil edilmeden davaya devamla hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu, 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6360 sayılı Kanun) Geçici 1 inci maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, dava konusu taşınmazın sınırları içinde bulunduğu ... ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya katılımı sağlanarak taraf teşkilinin oluşturulması, delillerinin toplanması ve ondan sonra davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği, kabule göre de; mahkemece 20.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 14.141,60 m2 miktarındaki taşınmaz için açılan davanın reddine, bu kısmın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmişse de, hükmüne uyulan bozma kararında da belirtildiği gibi niteliği belirlenmeden Hazine adına tesciline karar verilmiş olmasının da doğru görülmediği gerekçesiyle bu hüküm de bozulmuştur.

Mahkemece bu bozma kararına da uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ... ve ... davaya dahil edilmiş, yargılamasına devam olunan 20.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 14.141,60 m2 miktarlı taşınmazın hazinenin dayandığı tapu kapsamında kaldığının sabit olması karşısında, özel mülk niteliğiyle tapuya tescil edilemeyeceği ve zilyedliğin tespitine de karar verilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine ve taşınmazın cebel vasfı ile Hazine adına tesciline, aynı rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 999,40 m2 miktarındaki taşınmaz hakkında verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu alan için yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm Orman İdaresi ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazlarla ilgili tescile ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 15.09.1982 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun'un (1744 sayılı Kanun) 2 nci madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1979 yılında kesinleşmiştir. Taşınmaz bu çalışmada orman olarak tespit harici bırakılmıştır.

1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil Orman İdaresinin temyiz dilekçesinde esasa yönelik ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Orman İdaresi ve Hazinenin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; tescil davalarında Orman İdaresi ve Hazine arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu, davanın reddi sebebinin de her iki idare için ortak olduğu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 nci maddesinde müteselsilen sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi halinde red sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedileceğinin açıklandığı gözetilerek, red nedeniyle Hazine ve Orman İdaresi lehine ortak bir vekalet ücreti takdiri gerekirken, mahkemece vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

S O N U Ç:

1. Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, asli müdahil Orman İdaresinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE;

2. Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine ve asli müdahil Orman İdaresinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 6. Bendinde yer alan "Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin davanın mahiyeti gereğince kendi üzerinde bırakılmasına," ibaresinden sonra gelmek üzere "davalı Hazine ve asli müdahil Orman İdaresi kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 4.080.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı Hazine ve asli müdahil Orman İdaresine verilmesine" ibaresinin yazılmasına ve hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 438/7 inci fıkrası gereğince bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.