Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Havza ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 114 ada 1 parsel sayılı 8.089,83 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve harici taksim nedeniyle ... Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Havza ilçesi ... Köyü 114 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın reddine, çekişme konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline ilişkin ilk karar, davacı tarafın temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2014/1413 Esas ve 2014/5711 Karar sayılı ilamıyla; " Davacı ...' in çekişme konusu taşınmazın murisinden kendisine intikal ettiğini ve 50 yılı aşkın zilyetliği olduğunu iddia etmiş olduğu, çekişme konusu taşınmazın tespitine esas tapu kayıtları incelendiğinde, ne davacı ... ile murislerinin ne de davalı Köy Tüzel Kişiliğinin tapu kayıtlarında hissesinin bulunmadığının anlaşılmakta olduğu, bu nedenle taraflar arasındaki ihtilafın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, çekişme konusu taşınmazın zilyetliği konusunda bilgisine başvurulan yerel bilirkişilerin, taşınmazın 15 yıl öncesine kadar boş, boz bir yer olduğunu ve köye ait olduğunu, 15 yıldır davacının kullandığını, davacı tanıkları ise, 45 - 50 yıldır davacı ve murisleri tarafından kullanılageldiğini, hiç boş kalmadığını söylemiş olmalarına rağmen, mahkemece bilgisine başvurulanlar yüzleştirilip çelişki giderilmeye çalışılmadığı gibi taşınmazın tarımsal niteliği konusunda da uzman bilirkişiden rapor alınmadan ve de taşınmazın tespitten önceki niteliğinin belirlenmesi açısından hava fotoğraflarından yararlanılmaksızın davacı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu " gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, " bilirkişi raporunda çekişmeli 114 ada 1 parsel nolu taşınmazın 35 - 40 yıldır açıklık konumunda olduğu ve toprak yapısı itibari ile de tarım arazisi vasfında olduğu mütalaa edildiği, her ne kadar davalı taraf ve tanıkları 15 - 20 yıldır tarım yapıldığını beyan etmiş iseler de beyanların doğruluğuna itibar edilmemiş olduğu, tüm bu gerekçelerle davacının zilyetlikle kazanım şartlarını sağladığı " gerekçesiyle verilen, davanın kabulüne ve çekişmeli 114 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline ilişkin ikinci hüküm, davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/12343 Esas ve 2017/2605 Karar sayılı ilamıyla " bozma ilamında taşınmaz başında yeniden yapılacak keşifte komşu köylerde oturan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerin dinlenilmesi gerektiği belirtildiği halde, yine aynı köyden yerel bilirkişilerin dinlenmesi, taşınmazın tespit tarihi öncesine ait 3 dönem hava fotoğrafı üzerinde yöntemince inceleme yapılması istendiği halde sadece 1954 tarihli hava fotoğrafı üzerinde uygulama yapılması, keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın imar - ihyaya konu olup olmadığı, taşınmaz üzerinde imar - ihya işlemlerine hangi tarihte başlandığı ve tamamlandığı hususları sorulmayıp tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıcının kesin olarak belirlenmemiş olması nedeniyle bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden söz edilemeyeceği, açıklanarak, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine " gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; " Tüm dosya kapsamı, alınan beyanlar, yapılan keşif sonucu alınan raporlara göre, açılan davanın kadastro tespitine itiraz davası olduğu, davacı ...' in dava dilekçesinde özetle, dava konusu Havza ilçesi, ... köyü 114 ada 1 nolu parselin 45 yılı aşkın zamandan beri kendi tasarrufu altında bulunduğunu belirterek, ... Köyü Tüzelkişiliği adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın kendi adına tespit ve tescilini talep etmiş olduğu, Yargıtay bozma ilamı gereğince yeniden mahallinde yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişilerin, dava konusu taşınmazın akılları erdi ereli davacının dedesi, babası ve davacı ... tarafından yaklaşık 40 yıldan beri kullanıldığını beyan etmiş oldukları, tespit bilirkişilerinin ikisinin beyanlarında, dava konusu taşınmazın dedeleri ve babaları tarafından kullanıldığını ve köylüler tarafından grup grup olarak ekildiğini beyan ettikleri, diğer tespit bilirkişisinin ise, dava konusu yerin dedeleri tarafından 330 hisse olarak satın alındığını, dava konusu yere ait eski tapularının bulunduğunu ve dava konusu yerin ... Köyü Tüzelkişiliğine ait olduğunu beyan etmiş olduğu, yapılan keşif sonucu alınan harita mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişisinin 18/02/2020 havale tarihli müşterek ek raporunda, taşınmazın A harfi ile gösterilen 5.018,44 m² 'lik kısmının kullanıldığının, B harfi ile gösterilen 3071,39 m²'lik kısmının kullanılmadığının mütalaa edilmiş olduğu, açıklanan bu nedenlerle, taşınmazın tarım arazisi olarak kullanılan kısmı üzerinde davacı taraf yararına 3402 sayılı kanunun 14 ve 17. maddesindeki kazanma koşullarının oluştuğunun anlaşıldığı " gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulüne ve, kısmen reddine, dava konusu 114 ada 1 Parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen ve harita mühendisi bilirkişilerinin 18/02/2020 havale tarihli müşterek ek raporundaki A harfi ile gösterilen 5.018,44 m²'lik kısmının ifrazı ile 114 adanın son parsel numarası verilerek davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, ek rapordaki A harfi ile gösterilen kısmının ifrazından sonra geriye kalan B harfi ile gösterilen 3.071,39 m² yüz ölçümündeki taşınmazın davalı ... Belediye Başkanlığı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... Belediye Başkanlığı v
ekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve her bir taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır.
İlk Derece Mahkemesince, 18/02/2020 havale tarihli rapora atıfta bulunularak hüküm tesis edilmiş ise de, söz konusu rapor incelendiğinde, raporda sicil oluşturacak şekilde bir krokinin düzenlenmediği, sadece 2012 yılına ait ortafoto üzerinden taşınmazın (A) ve (B) harfli bölümlerinin gösterildiği anlaşılmakta olup, bu haliyle hükmün infazı kabil ve sicil oluşturmaya elverişli olduğundan söz edilemez.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilen bölümü ile kalan bölümünün ölçü ve koordinat değerlerini gösterecek şekilde krokili rapor alınması ve bundan sonra söz konusu rapora atıf yapılmak suretiyle infazı kabil olacak şekilde, sicil oluşturmaya elverişli hüküm kurulması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Belediye Başkanlığına iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 Tarihinde oy birliğiyle karar verildi