SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, düzeltilerek istinaf başvurusunun reddi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 27.12.2017 tarihli ve 2067-3115 sayılı kararında yalnızca 5271 sayılı Kanun'un 291. maddesinde belirtilen 15 günlük süreye ilişkin ihtarın bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 17.03.2021 tarihli ve 2019/9.MD-554 Esas, 2021/117 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere aynı Kanun'un 294. maddesine uygun şekilde gerekçeli temyiz başvurusunda bulunulması gerektiğine dair herhangi bir ihtarın bulunmadığı anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi tarafından sanığa "gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 295. maddesinde belirtilen 7 günlük yasal sürede gerekçeli temyiz dilekçesinin sunulması, aksi takdirde temyiz isteminin reddolunacağı" ihtarını içeren gerekçeli karar tebliğinin yapılması, süresi içinde hükmü gerekçeli olarak temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi ve bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemleri hakkında ek Tebliğname düzenlenmesi,

2. Sanığın, 28.12.2017 tarihli temyiz dilekçesi içeriğine göre; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminde bulunduğu, ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.10.2021 tarihli Tebliğnamede, sanığın hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemine dair görüş belirtildiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik temyiz istemi ile ilgili ek Tebliğname düzenlenmesi,
3. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığından; katılan ...'nın yokluğunda verilen kararın en son bildirdiği adresten farklı bir adreste tebliğ edilmesi sebebiyle yapılan tebliğ işleminin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında; gerekçeli kararın öncelikle katılan ...'nın bildirdiği en son adresine başvurabileceği kanun yolları ve başvuru süresini bildirir biçimde usulüne uygun olarak tebliğinin yapılması, bu adresine tebliğ yapılamaması hâlinde katılanın güncel MERNİS adresine usûlüne uygun olarak tebliğ edilmesi, tebellüğ belgesi ile verilmesi halinde temyiz dilekçesi de eklendikten sonra bu hususta ek Tebliğname düzenlenerek incelenmek üzere iadesinin mahallince sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.