Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, dava konusu 688 parselin tapulama çalışmaları sonucu devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu gerekçesi ile (üzerindeki evin 1970 yılında ...'ca yapıldığı beyanlar hanesinde belirtilerek) Hazine adına tesciline karar verildiğini, bilahare yürürlüğe giren 4071 sayılı Yasa uyarınca taşınmazın ...'a devredildiğini, daha sonra parsel imar uygulamasına tabi tutularak imar uygulaması sonucu 421 ada 2 parsel ve 418 ada 2 parselin oluştuğu (418 ada 2 parsel hakkında dava hakkını saklı tutarak) hatalı satış sonucu oluşan tapunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazın evveliyatının 688 parsel no’lu taşınmaz olduğu, 1973'te davacı adına tespit gördüğü, 1974’te de davacı Hazinenin tapulama ile tam malik olduğu, beyanlar hanesinde taşınmazda bulunan evin davalımız olan ...’ya ait olduğunun şerh edildiği, imar uygulaması sonucu davamıza konu 421 ada 2 parsel no’lu 3.048 metrekare alanlı, kargir evi havi tarla ve ağıl nitelikli taşınmaza davacı Hazine’nin paydaş olduğu, davalı ...’nın 09.11.2006 tarihinde taşınmazda paydaş olduğu, diğer davalı ...’ın ...’nın payını 26.02.2009 tarihinde satın aldığı sabittir.
Dava konusu taşınmaz Hazine adına kayıtlıyken tapu müdürlüğünde davalı ...’ya satılarak devredildiğine, davalı lehine oluşan tapu kaydı geçerli olduğuna, davada davalının zilyetlik koşullarını ispatı gerekmediği gibi davacı Hazine tarafından tapunun iptalini gerektirecek bir hata da ispatlanamadığına göre davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir .
Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 13.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.