Kovuşturma evresinde beyanının alındığı 07.07.2015 tarihinde on beş yaşından büyük olan mağdurenin sanıktan şikâyetçi olup cezalandırılmasını talep etmesi karşısında mağdureninkatılan, vekilinin de katılan mağdure vekiliolarak kabulüne karar verilmiştir.
Sanık müdafiinintemyiz isteğinin süresinde olduğu belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında çocuğun istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2015 tarihli ve 2015/106 Esas, 2015/238 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fırkasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir
A.Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Beraat eden sanık lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkindir.
B. KatılanMağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın atılı suçtan cezalandırılmasının gerektiğine, sanık hakkında usul ve kanuna aykırı olarak verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasına ve sair hususlara ilişkindir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve mağdure vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Ancak sanık hakkında kurulan hükümde; 21.12.2015 günlü Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." şeklindeki düzenleme nazara alınarak kendisini vekâletnameli müdafii ile temsil ettirip beraatine karar verilen sanık lehine karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan tarife uyarınca vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “2016 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 3.600,00 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak kendisini vekaletnameli müdafii ile temsil ettiren sanığa ödenmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.05.2024 tarihinde karar verildi.