Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığının anlaşılması karşısında, hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı belirlenmiştir.
Mağdure Havanur'un babası olan ...'un ifadesinin alındığı 26.03.2015 tarihli duruşmada mağdur olan kızına karşı gerçekleştirildiği iddia olunan eylemlerle ilgili şikayetiyle alakalı birşey diyemediğini belirtip katılan sıfatı almaması karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle atanan mağdure Havanur vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı belirlenmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; sanık müdafiinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinde belirlenen bir haftalık kanuni süre geçtikten sonra temyiz isteğinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Diğer temyiz istemleri yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin
süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Yargılamalara katılarak sanıktan şikayetçi olan ve davaya katılmak istediklerini beyan eden mağdurlar ... ve ...un anne ve babaları olan ... ve ...nin 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan, çocukların vekillerinin ise katılan mağdurlar vekilleri olarak davaya kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile sanığın, öğrencileri olan Ömer ve Havanur'u kacağına oturttuğu yine öğrencisi olan ...'ı beden eğitimi dersi öncesi üzerini değiştirirken izlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve cinsel taciz suçlarından beraatine karar verilmiştir.
A.Katılan Mağdure ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Mahkemenin, mütalaa doğrultusunda sanık hakkında cinsel taciz suçundan mahkumiyet kararı vermesi gerekirken beraat kararı vermesinin hukuka aykırı olduğu yönündedir.
B.Katılan Mağdur ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Süre tutum istemli dilekçe sunulmasından ibarettir.
C. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden
Sanık hakkında zincirleme cinsel taciz suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu yönündedir.
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağı anlaşıldığından, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
B.Mağdure Havanur Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Mağdure Havanur'un babası olan ...'un ifadesinin alındığı 26.03.2015 tarihli duruşmada mağdure olan kızına karşı gerçekleştirildiği iddia olunan eylemlerle ilgili şikayetiyle alakalı birşey diyemediğini belirtip katılan sıfatı almaması karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle atanan mağdure Havanur vekilinin temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı gözetilerek bu yöndeki temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz isteğinde bulunduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
D.Katılan Mağdurlar ... ve ...Vekilleri ile O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstekleri Yönünden
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı anlaşılmakla, temyiz istekleri yerinde görülmemiştir. 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince mağdurlar ... ve ...vekilinin davaya katılmasına karar verildiğinden Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak olunmamıştır.
A. Şikayetçi Bakanlık Vekili, Mağdure Havanur Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçenin (A), (B) ve (C) bölümlerinde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik şikayetçi Bakanlık vekili, mağdure Havanur vekili ve sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Mağdurlar ... ve ...Vekilleri ile O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçenin (D) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdurlar ... ve Ömer ... vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2024 tarihinde karar verildi.