Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen yetkisizlik kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ...'den banka kayıtlarına giren çekten dolayı alacaklı olduğunu, davalının çekin ödeme süresi gelmeden adına kayıtlı olan Aydın ili Nazilli ilçesi Karaçay mah. 807 ada 12 parsel, Sümer mah. 1113 ada 3 parsel, Dallıca köyü 210 ada 2 parsel, Dallıca köyü 212 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazlarını mal kaçırmak amacıyla elinden çıkardığını ve diğer davalılara devrettiğini belirterek bu taşınmazların devir işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın davalının ikametgahı olan Nazilli'de görülmesi gerektiğini, yetkili mahkemenin Nazilli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, yetki yönünden davanın reddi ile dosyanın Nazilli'ye gönderilmesine karar verilmesini, esasa ilişkin olarak da taşınmazda tasarrufun iptalini gerektirecek bir durumun olmadığını, davalı ...'nin borçlu ...'ü tanımadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının taşınmazları satın aldığını beyan ettiği bedelleri dava dışı... ve ...'ya banka yolu ile gönderdiği, bu kayıtların dosya içerisinde yer aldığı, yine dosya içerisine sunulan vergi ve malvarlığı kayıtları incelendiğinde davalının taşınmazları almaya yetecek bir ekonomik varlığının bulunduğu, tanık beyanları dikkate alındığında davalının satın aldığı taşınmazları fiilen kullandığı, davacının banka kayıtları ile taşınmazların bedelinin ödendiği yönünde bir izlenim oluşturmak istendiğine ilişkin iddiasını ispatlayacak bir delil sunamadığı, tapudaki işlemlerde taşınmaz bedellerinin düşük gösterilmesinin ise tek başına muvazaa iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı, taşınmazların son malikinin kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dışı borçlu ... ile borçlunun kız kardeşi ... ve borçlunun eniştesi olan... Katı arasında gerçekleştirilen tasarrufların İİK'nun 278/3 maddesi gereği batıl olduğunu, davalı ... adına yapılan tasarrufların da İİK'nun 278/2 maddesi uyarınca iptali gerektiğini, dava konusu tasarrufların gerçek değerlerinin çok altında yapıldığını, davalı ...'nin banka havalesi ile yapmış olduğu ödemelerin dava konusu taşınmazların gerçek bedellerinin ödendiği izlenimi verilmesi amacıyla gerçekleştirildiğini, ödemelerin taşınmazın devir tarihinden sonraki tarihlerde gerçekleştiğini, birbirlerini tanımayan taraflar arasında aynı gün farklı adreslerdeki birden çok taşınmazın devredilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devamı maddeleri.

1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.