Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
Sanığa zorunlu müdafii atandığı, ancak sanığın müdafii istemediğini beyan ettiği gibi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/2-3. maddesi gereğince de sanığa zorunlu müdafi atanmasını gerektirecek bir durum da bulunmadığı, müdafiinin sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünü temyize yetkisi bulunmadığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.08.2021 tarihli eksiklik talebi üzerine sanığa gerekçeli hükmün usulüne uygun tebliğ edildiği halde kararı temyiz etmediği anlaşılmakla, temyize hakkı bulunmayan sanık müdafiinin temyiz isteminin aynı Kanun'un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
Sanığın eylemine uyan TCK'nın 141/1, 143/1. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu için öngörülen cezaların üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesi uyarınca hesaplanan 8 yıllık olağan zamanaşımının, 25.0.2014 olan karar tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.