Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacının haksız tutuklama nedeniyle 113.056,00 TL maddi, 85.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden faizine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 26.07.2016 tarihindeki yakalama nedeniyle maddi tazminatın reddine, 70 TL manevi tazminata, 19.08.2016 - 23.01.2017 tarihleri bakımından ise 6.233,60 TL maddi tazminatın ihraç tarihinden, 10.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi; öğretmen iken haksız ihraç edildiğini, maddi tazminatın hatalı hesaplandığını, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğunu, belirtmiştir.

III. DAVA KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/217 Esas –2018/191 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı örgüt suçundan 26.07.2016 tarihinde 1 gün yakalanıp serbest bırakıldığını, 19.08.2016 - 23.01.2017 tarihleri arasında 158 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.07.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacının tutukluluğunun infaz gördüğü, davacının 25.07.2016 tarihinde açığa alındığı, maaşının 2/3 oranında ödendiğini, davacının 01.09.2016 tarihinde ihraç olduğu, halen görevine iade olmadığı, bu bağlamda davacının ihraç olmadan evvelki döneme ilişkin talep ettiği maddi tazminata ilişkin taleplerini, yerleşik BAM ve Yargıtay kararları ışığında idare mahkemelerinde tam yargı davası açarak talep etmesi gerekeceğinden değerlendirilmemiş, görevinden ihraç olduğu tarih baz alınarak tutuklu kaldığı döneme ilişkin yapılan hesaplama dönemin asgari ücret miktarı baz alınarak hesaplandığı, davacının 1 gün gözaltında kaldığı 26.07.2016 tarihine ilişkin olarak 70 TL maddi tazminata hükmedildiği, davacı vekili dilekçesinde davacının tutuklandığı tarihten itibaren faize hükmedilmesini talep etmiş olması nedeniyle gözaltında kalmış olduğu güne ilişkin olarak faize hükmedilmediği, manevi tazminat baımından davacının toplum nezdinde kendisinin ve ailesinin yaşadığı güç durum ve algı nedenleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Öğretmen iken 01.09.2016 tarihinde ihraç edilen, Ağustos 2016 maaşını almış olan ve maaşını iade ettiğine dair bilgi bulunmayan davacının maddi kaybının 15.09.2016 tarihi ile tahliye tarihi olan 23.01.2017 tarihi arasındaki süre için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen 5.593,26 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken davacı lehine fazla tazminata hükmedilmesi, temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin maddi tazminatın eksik olduğuna ve sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.05.2024 tarihinde karar verildi.