Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili, asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde özetle; dava konusu olan ..., ... Köyü 122 ada 12 parselin 6831 sayılı yasa uyarınca orman sayılan yerlerden olması sebebiyle orman niteliği ile hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini dava ve talep etmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile işaretli 28283.56 m2 bölümünün tespit gibi davalılar; (A) harfi ile işaretli 20475.86 m2 bölümünün orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline" karar verilmiş; hüküm davacı ... İdaresi ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2009 tarihli ve 2009/12360 Esas, 2009/14599 Karar sayılı kararında özetle; "Hükme esas alınan rapor ve ek raporun birbiri ile çelişkili olduğu, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında üç orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren memleket haritası ve kadastro paftası ölçeği eşitlenerek her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması" gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; "Davalıların dayanağı Eylül 1929 tarihli ve 8 nolu tapu kaydının sınırları itibariyle teknik bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen kısmı da içine alacak şekilde dava konusu taşınmazı kapsadığı; kayıt miktarının 15 dönüm olduğu ancak tapu sınırlarının şahıs tarlaları olması sebebiyle sabit sınır kabul edildiği, tapu miktarının sınırları ile geçerli olduğu, sınırların içinde kalan yerin tapu malikleri tarafından kullanıldığı ancak (A) ve (C) ile gösterilen kısımların orman sayılan yerlerden olması sebebiyle ormandan tapu ile yer kazanılamayacağı, bu kısımlar yönünden orman olarak tescilinin gerektiğinden bahisle; davacı ... idaresinin davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, müdahil ...'nin davasının reddine, Müdahil ...'un davasının kabulüne, 122 ada 12 parselin 14/07/2014 havale tarihli Orman bilirkişileri raporunda (A) ile gösterilen 3553,69 m2 lik bölüm ile aynı raporda (C) ile gösterilen 33.258,52 m2 lik kısımlar yönünden Orman İdaresinin davasının kabulüne, bu bölümlerin orman niteliği ile ayrı ayrı adanın son parsel numaraları verilerek hazine adına tapuya tescillerine, 122 ada 12 parselin 14.07.2014 havale tarihli Orman bilirkişilerinin ortak imzaladıkları raporda (B) ile gösterilen 11947,21 m2 lik kısmın 122 ada 12 parsel numarası aynen kalarak tarla niteliği ile tespit maliklerinin hisseleri oranında tapuya tesciline, bu kısım yönünden orman idaresinin davasının reddine, müdahil ...'un davasının kabulü ile tespit maliki olan ... oğlu ...'in 4/40 olan hissesinin çocukları ..., ..., ..., ... ile ölü oğlu ... 'in çocukları ... ve ... arasında dağıtılmasına" karar verilmiş, hüküm (B) harfiyle gösterilen taşınmaz yönünden davacı ... İdaresi vekili ve (A), (B) ve (C) harfiyle gösterilen taşınmazlar yönünden asli müdahil ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

A. Fen bilirkişisi raporunda (A) ve (C) ile gösterilen taşınmazlar yönünden;

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında, fen bilirkişisi raporunda (A) ve (C) ile gösterilen taşınmazlar yönünden temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

B. Fen bilirkişisi raporunda (B) ile gösterilen taşınmaz yönünden;

İlk Derece Mahkemesi hükmünün üçüncü fıkrasında (B) harfiyle gösterilen taşınmazın orman vasfında olmadığı anlaşıldığından davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Asli müdahil ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazları yönünden; (B) harfiyle gösterilen taşınmazla ilgili her ne kadar yazılı şekilde karar verilmiş ise de; fen bilirkişi raporunda davalıların dayanağı Eylül 1929 tarihli ve 8 nolu tapu kaydı ile müdahil davacıların dayandığı Pazarcık Sulh Hukuk Mahkemesinin 1952/397 Esas, 1960/57 Karar sayılı kararının eki olan krokinin dava konusu taşınmazlara uyduğu belirtildiği halde davalıların dayanağı tapu kaydına değer verilerek müdahil davacıların dayandığı mahkeme kararına hangi gerekçeyle itibar edilmediğinin hüküm yerinde tartışılmadığı, öte yandan davalıların dayanağı tapu kaydının hudutlarının ..., ..., ... ve ... şeklindeki şahıs isimleriyle belirtilen hudutların taşınmazı dört tarafıyla kuşatmadığı, nokta sınır kabul edilebilecek şekilde taşınmazı çevrelediği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinde; "Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur" şeklinde yer alan hüküm gereğince tapu kaydının miktarıyla geçerli olduğu, yine mahkemece kabule göre dava konusu 122 ada 12 parsel yönünden kadastro tespiti hilafına tescil hükmü kurulmasına rağmen kadastro tespitinin iptaline karar verilmemiş, kararın dayanağı bilirkişi raporu kararın eki sayılmayarak eksik ve hatalı değerlendirme neticesinde verilen ilk derece mahkemesi kararı bozmayı gerektirmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Bilirkişi raporunda (A) ve (C) ile gösterilen bölümler yönünden hükmün asli müdahil ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2. (B) harfiyle gösterilen taşınmaz yönünden davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

3. (B) harfiyle gösterilen taşınmaz yönünden asli müdahil ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi