Asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, asıl dosya davacısı Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

İzmir ili Menderes ilçesi ... Köyü çalışma alanında, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 107 ada 10 parsel sayılı 2.631,43 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla; 107 ada 18 parsel sayılı 9.874,21 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, çalılık vasfıyla; 107 ada 19 parsel sayılı 84.825,44 m2 yüzölçümündeki taşınmaz çalılık vasfıyla; 111 ada 1 parsel sayılı 60.368,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, çalılık vasfıyla ve 114 ada 1 parsel sayılı 4.900,49 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, çalılık vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.

Davacı ... İdaresi vekili, 23.05.2013 havale tarihli dilekçesinde; İzmir ili Menderes ilçesi ... Köyü 107 ada 10,107 ada 18,107 ada 19,111 ada 1 ve 114 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kısmen orman tahdit sınırları içinde kaldıklarını ileri sürerek, orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep ettikten sonra, 02.03.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile, 107 ada 10 parselin kısmen, diğer parsellerin tamamının eylemli orman vasfında olduklarından bahisle, orman vasfıyla Hazine adına tescillerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen dosyanın davacısı ... ... vekili, Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 01.12.2015 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacının İzmir ili Menderes ilçesi ... Köyü 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazı 30 yılı aşkın süredir kullandığını, böylelikle davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğunu belirterek, dava konusu taşınmazın 40 dönümlük kısmının tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş; yargılama neticesinde dava konusu taşınmazın Kadastro Mahkemesinde dava konusu olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiş ve bu dava, eldeki dava dosyası dava ile birleştirilmiştir.

Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kısmen kabulüne, 107 ada 18 ve 19 parseller ile 111 ada 1 parsel ve 114 ada 1 parsellerin kadastro tespitlerinin iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tescillerine, 107 ada 10 parselin tespit gibi tesciline, davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin önceki hüküm, davacı ... İdaresi ve davalı Hazine vekilinin 107 ada 10 parsel yönünden temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 17.10.2017 tarihli ve 2016/2900 Esas, 2017/7923 Karar sayılı ilamıyla; " Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli olmadığı açıklanarak, usulüne uygun orman araştırması yapılması, yine dava konusu yapılan 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazın İzmir Kadastro Mahkemesinin 2017/84 Esas sayılı dosyasında da davalı olduğu anlaşılmakla aynı taşınmaz hakkında birbiriyle çelişkili kararlar çıkmaması için iki davanın birleştirip sonucuna göre karar verilmesi" gereklerine değinilerek bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Dava konusu taşınmazların öncesinde makilik, çalılık olduğu, 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ek bilirkişi raporuna ekli krokide B harfi ile gösterilen kısmının kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı, 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazın hava fotoğraflarında tamamının ağaçlık, çalılık ve makilik olduğu, 2002 yılı uydu görüntüsünde ağaçlık, makilik ve çalılıkla kaplı olduğu, 2020 memleket haritasında yeşil alanda üzerinde ibreli ağaç işaretli olarak göründüğü, taşınmazın eğiminin %18 olduğu, taşlı ve kayalık zemine sahip olup üzerinde maki bitki örtüsü, delice zeytinler ve okaliptüs ağaçlarının bulunduğu, taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşıdığı ve hiç bir zaman tarım yapılmadığı dikkate alındığında orman niteliğinde olduğu, dava konusu 107 ada 10 parsel sayılı taşınmazın %37 eğimli, çok taşlık ve kısmen kayalık olup sığ profilli olduğu, üzerinde deliceler üzerine 10 yaş aşılı bakımsız ve düşük verimli zeytin ağaçları bulunduğu, zeminin yabancı otlarla kaplı olduğu, bitişiğinde diğer dava konusu olan ve mahkemenin önceki hükmü ile orman olarak tesciline karar verilen 107 ada 19 parsel sayılı orman niteliğinde taşınmazın bulunduğu, 107 ada 10 parsel sayılı taşınmazı bitişiğindeki orman parselinden ayırt edici unsur bulunmadığı, taşınmazın orman muhafaza karakteri taşıdığı, eğimi ve kayalık, taşlık yapısı dikkate alındığında orman niteliğinde olduğu" gerekçesiyle, davacı ... İdaresi tarafından dava konusu 107 ada 18,107 ada 19 ve 114 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden verilen önceki hüküm kesinleştiğinden bu taşınmazlar hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen davacı ... ... tarafından dava konusu 111 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan tescil davasının reddine, davacı ... İdaresi tarafından Orman ve Su İşleri Bakanlığı aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, davacı ... İdaresi tarafından 107 ada 10 ve 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın kabulüne, 107 ada 10 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tespitinin iptaline, davalı taşınmazın orman niteliği ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 111 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tespitinin iptaline, davalı taşınmazın orman niteliği ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, asıl dosya davacısı Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1949 yılında orman kadastrosunun, 1975 ve 1984 yıllarında 6831 sayılı Kanun' un 2. madde ve 2/B maddesi uygulamalarının yapıldığı, arazi kadastrosunun ise 1956 yılında yapıldığı ve dava konusu taşınmazlar tespit harici bırakıldıkları anlaşılmaktadır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, asıl dosya davacısı Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda yazılı nedenlerle,

İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.