Davanın kısmen kabulüne,

Taraflar arasındaki kadastro tesipitine itiraz ve tescil talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davacının davasının kısmen kabulüne, asli müdahilin davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar, davacı Hazine vekili ve asli müdahil tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Yeniden yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davacının kısmen kabulüne, asli müdahilin davasının reddine karar verilmiştir. Verilen karar, davacı Hazine vekili ve asli müdahil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Taşınmazların bulunduğu ... Köyünde orman kadastrosu yapılmamış, 2005 yılında arazi kadastrosu yapılmıştır.

Davacı Hazine vekili, Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu ve davalı ...'ı hasım olarak gösterdiği 26.10.2001 tarihli dava dilekçesinde özetle; Kırkarmut-Duraklı Mahallesi ve ... Köyleri hudutlarında kalan 7 parça taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı, bu taşınmazlar için davalının Asliye Hukuk Mahkemesinde 1988/73 E. sayılı dosyasında açtığı tescil davasında, davanın taşınmazların evveliyatının orman olduğu gerekçesiyle reddine karar verilerek kesinleştiğini ileri sürerek, taşınmazların keşifte belirlenecek nitelikleri ile Hazine adına tescilini istemiştir.

Müdahil ... ise 29.05.2002 tarihli müdahale dilekçesiyle dava konusu taşınmazları 2001 yılında zilyetlik devir sözleşmesiyle satın aldığını ve satın aldığı tarihten itibaren taşınmazları aralıksız kullandığını ileri sürerek taşınmazların adına tescilini talep etmiştir.

Mahkemece, ... hakkında açılan davanın husumetten reddine (men'i müdahale talebi olmadığı ve tescil istemiyle açıldığı gerekçesiyle), dava dilekçesinin 4,5,6 ve 7 sırasındaki taşınmazlar hakkındaki davanın reddine, diğer dava konusu taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.03.2007 tarih 2007/865 - 2852 sayılı kararı ile; "kararın dayandığı gerekçeye ve davacı Hazine ile müdahil ...'ın hükme yöneltilen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Ancak, dava dilekçesinin 4,5,6 ve 7. sırasında yer alan ve ... Köyünde yapılan arazi kadastrosu sırasında 140 ada 63,134 ada 11,140 ada 71 ve 73,139 ada 148 parsel numarası verilerek 06.06.2005 tarihinde tutanak düzenlenen çekişmeli taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kanunun 27. maddesi gereğince davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde "tescil talebinin reddine" denilmiş olması doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; 25.07.2006 tarihli hüküm fıkrasının 3. bendinin hükümden çıkarılarak bunun yerine "dava dilekçesinin 4,5,6 ve 7 sırasındaki taşınmazlar hakkındaki davanın görev yönünden reddine ve dosyanın tutanaklarla birleştirilmek üzere 3402 sayılı Kanunun 27 nci maddesi gereğince kadastro mahkemesine gönderilmesine denilerek hüküm düzeltilmiş şekliyle onanarak kesinleşmiş; dosya görevsizlikle kendisine gelen kadastro mahkemesince, 134 ada 11 ve 139 ada 148 parsel sayılı taşınmazın yönünden tefrik edilmiş ve ayrı bir esasa kaydedilerek 134 ada 11 ve 139 ada 148 parseller yönünden yapılan yargılama sonunda açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine, dava konusu 139 ada 148 ve 134 ada 11 nolu parsellerin mahkemenin 2005/1047 E. - 2006/265 K. sayılı dosyasındaki gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili ve asli müdahil tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.12.2013 tarih ve 2013/9745 - 11444 sayılı kararıyla tarafları aynı olmaması sebebiyle kesin hüküm olamayacağı" yönünde bozulmuştur.

Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; bu defa mahkemenin 2005/1047 E. - 2006/265 K. sayılı dosyasındaki delillerin kesin delil oluşturduğu gerekçesiyle aynı hüküm kurulmuştur. Hüküm davacı Hazine vekili ve asli müdahil tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.12.2015 tarih ve 2014/7002 - 2015/12374 sayılı kararıyla "....çekişmeli taşınmazların ... tarafından Asliye Hukuk Mahkemesine açılan 1988/73E sayılı tescil davasında ve Orman Yönetimi tarafından açılan mahkemenin 2005/1047-2006/265 sayılı dava dosyasında dava konusu yapılan yerlerle aynı yer olup olmadığının da tespit edilerek konumlarının çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınarak, mahkemenin kesinleşen 2005/1047-2006/265 sayılı dava dosyasının ve Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 1988/73E 1996/30 K sayılı dava dosyasının, bu davada tespit maliki ... davalı olarak yer aldığı ve hükmü temyiz ettiği de dikkate alınarak, eldeki dava yönünden kesin hüküm yahut güçlü delil niteliğinde olup olmadığı ayrı ayrı değerlendirilmeli, yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı ve önceki davaların da ayrı ayrı kesin hüküm oluşturmadığı belirlendiği takdirde, güçlü delil durumu ile birlikte zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekeceği... " hususlarında bozulmuştur.

İlk derece mahkemesince Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1988/73 Esas sayılı dosyası hem de mahkemenin 2005/1047 Esas sayılı dosyası tarafların aynı olmaması nedeniyle kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte 1988/73 Esas sayılı dosyanın güçlü delil niteliğinin tartışılması hususunda; iş bu dosyadaki dava dilekçesinin 11 ve 12. sırasındaki yerlerin dava konusu taşınmazlar olduğu, 134 ada 11 parsel sayılı taşınmazın orman olduğu iddiasıyla ... tarafından açılan davanın 1988/73 Esas sayılı dosya da reddedildiği, 139 ada 148 parsel sayılı taşınmazın ise orman olmadığı iddiası ile ... mirasçıları adına tespit edildiği, dosyada yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarının bilimsel verilerden uzak basit krokilerle düzenlendiği, kadastro tespitinin yapıldığı sırada da iş bu taşınmaza ilişkin mahkemece verilen karar üzerine tapu kaydının revizyon görmediği anlaşılmakla birlikte, aynı zamanda 1988/73 Esas sayılı dosyada davacı olan ...'ın, ... 'ın kızı ...'nin oğlu olduğu ve ...'nin ise ... hanesinden sağlığında miras hakkından karşılıklı olarak feragat ettikleri de dikkate alındığında annesinin mirastan feragat etmiş olması ve taşınmazların tapusuz olması da göz önünde bulundurularak dedesi ... 'a iş bu taşınmazlar yönünden mirasçı olamayacağı ve dosyanın bu yönden kesin delil niteliğinde sayılmayacağı, dava konusu 134 ada 11 parsel sayılı taşınmazın 26.01.2006 tarihli fen bilirkişi raporunda (B1) ile gösterilen (yeni 134 ada 26 parsel sayılı) 2454,09 m2 ve B2 ile gösterilen (yeni 134 ada 27 parsel sayılı) 1181,48 m2 kısmı ve 139 ada 148 parsel sayılı taşınmazın 26.01.2006 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen (yeni 139 ada 208 parsel) 2439,91 m2 kısmına yönelik bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere orman vasfında olmadıkları anlaşılmakla Hazine'nin açtığı davanın esastan reddine, asli müdahil ...'ın ise keşifte alınan beyanlarından babası ... mirasçıları adına yazılmasını talep ettiğine ve tespitinde hali hazırda ... adına yapıldığı dikkate alındığında bu kısımlar yönünden dava açmakta hukuki yararı olmadığı kanaatine varılarak açtığı davanın reddine, 134 ada 11 parsel sayılı taşınmazın 26.01.2006 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4025,17m2 kısmına (yeni 134 ada 32 parsel) ve 139 ada 148 parsel sayılı taşınmazın 26.01.2006 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 365,89 m2 kısmına (yeni 139 ada 253 parsel) yönelik Hazine tarafından açılan davanın taşınmazın bu kısımlarının orman olduğunun tespit edilmesi nedeniyle kabulüne, Asli Müdahil tarafından açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiş, orman niteliğinde olan kısımların orman vasfı ile hazine adına tesciline, orman niteliğinde olmayan kısımların ise tespit maliki ...'ın vefat etmiş olması nedeniyle mirasçılar adına tespitine yönelik hüküm tesis edilmiştir.

Hüküm asli müdahil tarafından davada hukuki yararı bulunduğu ve dava konusu parsellerden 134 ada 11 parselin (A) kısmı ile 139 ada 148 parselin (A) kısmının esastan reddinin hatalı olduğu, gerek memleket haritasında ve gerekse amenajman planlarında taşınmazın orman olmadığı göründüğü, daha sonra yapılan (2B) kadastro çalışmaları sırasında buraların orman olmadığından bahisle orman sınırları dışına çıkarıldığı ve kullanıcı olarak adına tespit gördüğü, bu nedenlerle verilen kararın bozulması talebiyle, Davacı Hazine vekili tarafından ise; tescilin başından itibaren yolsuz ve geçersiz olduğunu, davalılar yararına mülkiyet ... doğuramayacağından verilen kararın bozulması talebiyle temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin ve Asli müdahilin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden asli müdahilden alınmasına,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.