İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4 üncü maddesine göre 04.02.2009 tarihinde yapılan kadastro çalışmasında dava konusu 104 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 1.075.211,71 m2 yüzölçümüyle, orman niteliğiyle, Hazine adına tespit edilmiş, tespit 13.03.2009 tarihinde kesinleşmiş ve tapu kaydı oluşmuştur.
Davacı vekili asıl dava dosyası ile birleşen dava dosyasındaki dava dilekçesinde; kadastro tespitinden önce Ordu Harami Köyünde bulunan 22.09.1986 tarihli ve 32 sıra nolu tapu kaydının davacıya ait olduğunu, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilen 104 ada 1 parselde davacının kök tapusu içinde kalan kısmın iptali edilerek davacı adına tescil edilmesini talep ve dava etmiş, davalı taraf davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; "Davacı dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmazın bir kısmını kapsadığı, fen bilirkişi raporunda l ile gösterilen alanın dava konusu yer olduğu, orman bilirkişi raporunda dava konusu alanın 1956 tarihli hava fotoğrafında ve 1959 tarihli memleket haritasında orman sahalarına isabet ettiği ve halen taşınmazlar üzerinde 20-90 yaşlarında ağaçlarla tam kapalı, ibreli yapraklı, karışık orman ağaçları bulunduğu, toprağının orman toprağı olup, orman ve toprak muhafaza karekteri taşıdığının bildirildiği, tapu veya zilyetlik yolu ile de ormandan toprak iktisap edilemeyeceği gerekçesiyle sübut koşulları oluşmayan davanın reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; orman bilirkişinin mahallinde keşif yapılmadan verdiği raporun usule uygun olmadığını, tapuda taşınmazın cinsinin tarla olduğunu, daha sonra arazinin üzerinde ağaç yetiştirilmesinin tarla vasfını değiştirmeyeceğini öne sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; "Çekişmeli taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmiş olmasına, bir an için nizaya konu taşınmaz bölümünün davacı dayanağı tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilse dahi davacı dayanağı tapu kaydının 4785 Sayılı Yasa karşısında hukuki değerini yitirecek olmasına göre, istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf sebepleriyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.