Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece davacı vekilinin temyiz talebi davacı tarafından temyize konu edilen miktarın karar tarihi itibarı ile kesinlik sınırı kapsamında kaldığı gerekçesi ile reddedilmiştir.
Davacı vekili ek kararı da temyiz etmiştir.
6100 Sayılı HMK geçici 3. madde 1. fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. Fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Mahkemece davacının kıdem tazminatı alacağı talebi reddedilmiş ve davacı vekilince bu yönden karar temyiz edilmiş olup, dosya içeriğine göre, davacı 100 TL olarak talep ettiği kıdem tazminatı talebini yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre ıslah dilekçesi ile 2.279,62 TL'ye yükseltttiğinden, davacı yönünden temyize konu edilen miktarın karar tarihi itibariyle 2.080,00 TL olan kesinlik sınırının üstünde olduğu anlaşıldığından, mahkemenin temyiz talebinin reddine ilişkin 12.10.2015 tarih ve 2013/921 Esas, 2015/369 Karar sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre,davacının yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,24/01/2019 gününde oybirliği ile karar verildi.