Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, davalı ile ailece görüştüklerini, davalının altın alım satım işi ile uğraşması nedeniyle davalıya kendisi adına altın alması için 240.000 TL verdiğini, aralarındaki karşılıklı güvene dayalı olarak bir belge almadığını, davalının kendisi adına aldığı 8 kg altın ile birlikte 31.5 kg altını ... isimli kişiye verdiğini, bu kişinin geri vermemesi üzerine o kişiden senet aldığını, bu senetlerle ilgili olarak açılan soruşturma dosyasındaki beyanlarında davalının kendisinden aldığı 240.000 TL kabul ettiğini, ancak ödeme yapmadığını belirterek 240.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, dava dışı ikrarın bir delil sayılamayacağını, O tarihte kendisi hakkında yapılan suçlamanın ciddiyeti karşısında, davacı tarafından kendisinin ceza alacağına ilişkin telkinlere bağlı olarak davalıdan borç almış gibi bir senaryo uydurduklarını, kaldı ki savcılıktaki beyana 24.000 TL yazılması gerekir iken maddi hataya dayalı olarak 240.000 TL yazıldığını, böyle miktarı yüksek bir bedelin belgesiz verilemeyeceğini, davacının böyle bir parayı verecek durumunun olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının 2011/5446-13101
aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Dava, davacı tarafından davalıya verilen 240.000 TL alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davalı her ne kadar, Fatih Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/18575 esas sayılı soruşturma dosyasına konu savcılıkta vermiş olduğu 08.11.2008 tarihli beyanlarının gerçeği yansıtmadığını,davacı tarafından kendisine gerçekte böyle bir paranın verilmediğini savunmuşsa da bu savunmasını yasal delillerle ispat edememiştir. Ne var ki davalı,20.02.2009 havale tarihli cevap dilekçesinde açıkça “yemin” deliline de dayanmış olduğundan, bu savunması konusunda davacıya yemin yöneltmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 26.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.