İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR

1. Sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Edirne 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.06.2018 tarihli ve 2016/556 Esas, 2018/450 Karar sayılı kararı ile sanığın sarkıntık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen kararın sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince bu suçtan verilen mahkumiyet kararının kaldırılarak sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilerek hükmün 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek aynı Kanun'ın 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Kararın hukuka aykırı olduğuna, eksik kovuşturma ile hüküm verildiğine, sanığın mağdure beyanı ile subut bulan suçtan cezalandırılması yerine verilen beraatine karar verilmesi nedeniyle usul ve kanuna aykırı kararın bozulmasının gerektiğine ilişkindir.

1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda atılı suçtan kurulan mahkumiyet hükümleriyle ilgili istinaf incelemesini gerçekleştiren Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut deliller ve suçun vasfına yönelik yapılan değerlendirmenin suçun işleniş şekli ile sübutuna ve delil takdirine ilişkin olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği ve bu husustaki değerlendirmenin aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılması gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddedilmesi suretiyle hüküm kurulması, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.

2. Bozma gerekçesine göre, Tebliğnama'de onama isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2024 tarihinde karar verildi.