Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, ... İli, ... İlçesi, ... Mevkiinde kain ve doğusu Aras Nehri, Erzurum-...-Iğdır Karayolu; Güneyi Erzurum-...-Iğdır Karayolu, Mirdirej Sırtları, İtyolu Sırtları, Sırtlar; Kuzeyi, Aras Nehri, Ülker Köyü Sınırları, Denizgöl Sınırları; Batısı, Erzurum-...-Iğdır Karayolu, Kavak (Kavaklık) Deresi, Değirmendere Köyü Sınırları, Mera, Tarlalar, Aras Nehri olmak üzere, bir parçadan oluşan yaklaşık 20 dekarlık tarla vasıflı taşınmazın vekil edenine ait olduğunu, sınırları belirtilen yeri müvekkilinin hiç kimse ile niza yaşamadan 30 yılı aşkın süredir bizzat malik sıfatıyla kullandığını, taşınmazın öncesinde taşlık arazi iken, vekil edeninin taşlarını temizlediğini ve zilyetliğinin 30 yılı geçmekte olup, taşınmazı nizasız-fasılasız malik sıfatıyla bizzat kullanmakta olduğunu, müvekkilinin taşınmaz üzerinde mülkiyet edinme koşullarının oluştuğunu açıklayarak sınırlarını belirttikleri bir parçadan oluşan yaklaşık 20 dekarlık tarla vasıflı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Maliye Hazinesini Temsilen ... temsilcisi cevap dilekçesinde, davacının tescil talebine konu yerin devletin hüküm ve tasarrufunda ve devletin özel mülkiyetinde bulunan bir yer olduğunu, Hazine malı olup zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, davacının ikametgah adresinin ...'da bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kadastro müdürlüğünden alınan bilgiye göre dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışması yapılmadığının anlaşılması nedeniyle davacının davasının dinlenemeyeceği, davacının zilyetliğini sürdürmesi ve koşullarını taşıması kaydıyla, dava konusu taşınmazda kadastro tespiti yapıldığı esnada zilyetliğini dile getirerek adına tespitin yapılmasını isteyebileceği, adına tespitin yapılmaması halinde ise mahkemeye başvurarak dava açma hakkını kullanabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan yerin, imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlikle davacı adına tescili istemine dayanmaktadır.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışmasının yapılmamış olması, TMK’nin 713. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hukuksal nedenine dayanılarak açılan tapusuz taşınmazın tescili davasının dinlenilmesine engel değildir. Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak ve tartışılıp değerlendirilerek tescil isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yanlış gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 13.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.