İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki orman kadastrosunun tespitinin iptaline yönelik açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı taraflar ile davalı ... vekillerinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, verilen karar davacı ... Bld. vekili, birleşen dosya 2016/9 Esas sayılı dosya davacısı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dava, Orman Kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili, ... ilçesi, ... mahallesi 963 ada 1 parsel sayılı, ekli krokide gösterilen 100,101,102,103,104,105,106,107 ve 108 Orman sınır noktaları ile çevrili taşınmazın Orman olarak yapılan tespitine itiraz ettiklerini, dava konusu yerde 6495 sayılı Kanunla değişik 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre Kadastro çalışmalarının yapıldığını, dilekçe ekindeki krokide gösterilen alanın Orman vasfı ile Hazine adına tespit gördüğünü, söz konusu tahdit cetvellerinin 19.04.2016 ile 18.05.2016 tarihleri arasında askıya çıkarıldığını, süresi içerisinde yapılan tespite itiraz ettiklerini, taşınmazın eskiden beri Belediye ve vatandaşlar tarafından kullanıldığını, bu yerin herkesin ortak kullanımında olan bir yer olduğunu, orman vasfının bulunmadığını, taşınmaz üzerinde orman bitki örtüsünün bulunmadığını, evveliyatının orman arazisi olmadığının açıkça ortada olduğunu, bu alanın kamunun ortak kullanımında olan bir yer olduğunu, bu nedenle orman adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın ... adına tesciline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Birleşen 2016/9 esas sayılı dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili ... ilçesi ... mahallesinde yapılan Kadastro çalışmalarının neticelenmesi sonucunda Komisyonca verilen kararın 18/04/2016 tarihinde askıya çıkartıldığını, müvekkili ...'na babasından intikal eden ... ilçesi ... Mahallesi, Sarıtaş mevkiinde bulunan yaklaşık 25 dönüm yüz ölçümündeki taşınmazın müvekkili adına tescilinin yapılması gerekirken, 963 ada 1 parsel olarak müvekkilinin yerini de kapsayacak şekilde Orman İdaresi adına tespit yapıldığını, yapılan bu tespite itiraz ettiklerini, dava konusu taşınmazın doğusunda ... Belediyesinin sattığı arsalar, batısında Öksem Gündoğdu ve ... ...'e ait gayrimenkullerin bulunduğu, 25 dönüm yüz ölçümü miktarındaki gayrimenkulün müvekkiline ait olduğunu, ancak taşınmazın 963 ada 1 parsel adı altında orman İdaresi adına yazılmış olduğunu, dava konusu taşınmazın müvekkilinin babası olan ... Çiftçioğlu tarafından yıllar önce satış senedi ile satın alındığını, daha sonra babası tarafından müvekkile devredildiğini, müvekkilinin dava konusu yeri sürerek ağaçlandırdığını, dava konusu yerde hiç orman emvali bulunmadığı gibi ormanın hiç bir ... bulunmadığını, söz konusu yerin babasından intikal ettiğini, orman İdaresi adına yazılan nizalı taşınmazın müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Birleşen 2018/4 esas sayılı dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... Mahallesi, ... Mevkii 963 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ekte sunulmuş olan krokide gösterilip keşif esnasında sınırları tespit edilecek 3.000,00 m2 ye yakın bir kısmının müvekkiline ait olduğunu, buna rağmen 2015 yılında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde taşınmazın 963 ada 1 parsel numarası altında orman niteliği ile tespit gördüğünü, taşınmazın evveliyatının ... ... isimli şahsa ait olup uzun yıllar bu şahıs tarafından kullanıldığını, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/243 Esas 1995/515 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın ... ... adına tapuya tesciline karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, ancak ... ...'ın mahkeme kararını tapuya sunarak infaz ettirmemiş olduğunu, karardan bir yıl sonra ... ...'ın taşınmazı müvekkiline sattığını, müvekkili ve ... ...'ın tapu ve kadastro müdürlüğüne başvuruda bulunarak mahkeme kararını infaz ettirtmeye çalıştıklarını ancak kendilerine cevaben taşınmazın bir kısmının Karşıyaka Mahallesi 256 ada 1 ve 284 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarda kalacak şekilde tespit gördüğü için kararın uygulanamadığının bildirildiğini, uzun yıllar müvekkilinin satın aldığı halefi tarafından zilyetliği altında bulundurulduğunu, devamında da müvekkilinin taşınmazı zilyet ve tasarruf ettiğini, taşınmazın hali hazırda bahçe durumunda olduğunu, bu nedenle açılmış olan davanın kabulü ile keşif sırasında tespit edilecek olan ve 2015 yılında yapılmış olan kadastro çalışmalarında 963 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içinde bırakılan taşınmaz kısmının kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2016/15 esas sayılı dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan taşınmazlarının 963 ada numarası ile Orman olarak yapılmış olan tespitine 18.04.2016 tarihli askı ilanı esas alınarak süresi içerisinde itiraz ettiklerini, taşınmazın Osmanlı Devletinin son dönemlerinde anılan yerde yaşamış olan ... çocukları ..., ... ... ve ... adına Osmanlı Devlet-i ...'si tarafından tapulanmış ve dedelerinden miras olarak kalan, özel mülkiyet alanı içerisinde tarla vasfında bulunan taşınmazların kendilerine ait olduğunu, söz konusu taşınmazların dedelerinden sonra soy ağacı zinciri ve mirasçılık yoluyla kendilerine intikal etmiş ve bugüne kadar müvekkillerinin ve diğer mirasçılarının tasarrufları altında olan yerler olduğunu, taşınmazlara ait Osmanlı Devleti tuğralı tapuların yeminli Osmanlıca mütercim ve bilirkişilerce tercüme edilmesi halinde, söz konusu yerde yaşamını sürdürmekte olan yörenin tarihi geçmişini iyi bilen ve akil insanlardan alınacak tanık beyanlarında müvekkillerine ve diğer mirasçılara 700 dönüm civarında tarlanın kalmış olduğunun görüleceğini, söz konusu taşınmazların murisler ve onlardan sonra da onların mirasçıları olan müvekkilleri tarafından 107 yıldan beri nizasız ve fasılasız, malik sıfatı ile ekilerek biçilerek kullanıldıklarını, Kadastro tespitinde Orman sayılan bu taşınmazların hiç bir zaman Orman niteliğinde olmadığını, bu nedenle taşınmaza ilişkin yapılan kadastro tespitinin iptali ile bu taşınmazın kültür arazisi olarak müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; dava konusu Mersin ili ... ilçesi ... mahallesinde kain 963 ada 1 nolu taşınmaza ilişkin davanın ve birleşen davaların reddi ile, 2.821.373,95 yüzölçümlü taşınmazın, 2.811.523.95 m²'lik kısmının orman niteliği ile Maliye Hazinesi adına, 9.850,00 m²'lik kısmının ise ham toprak vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, yargılama giderlerinin davacı taraflar üzerine bırakılarak davalılar lehine vekalet ücreti takdirine" dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı taraflar ile davalı ... İdaresi vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesince; ".. ana dosya ile birleşen tüm dosyalarda taşınmazda ayrıntılı keşif icra olunarak tarafların iddia ve savunmalarının incelendiği, teknik bilirkişi raporlarının alındığı, tüm davaların 964 ada 1 nolu parsele yönelik olması nedeniyle dosyaların birleştirilerek yargılamaya devam olunup hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Tüm dosyalardaki beyan ve deliller ile teknik bilirkişi raporları okunup incelenmekle, bilirkişi raporları arasında uyum bulunduğu, herhangi bir çelişkinin olmadığı, buna göre 2.821.273,95 m² yüzölçümlü dava konusu taşınmazın 2.811.523,95 m²'lik kısmının orman vasfında olduğu, 9850,00 m²'lik kısmının ise ham toprak vasfında olduğu subuta ermekle belirtilen vasıfları ile davalı Hazine tespit ve tesciline dair verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Teknik bilirkişiler tarafından bulunabilen en eski tarihlerden bu güne kadar dosyaya celbedilen hava fotoğrafları, memleket haritaları ve orman amenajman planları dava konusu taşınmaza uygulanarak orman vasfı ile tespit ve tescil olunan taşınmaz bölümünün evveliyatından beri orman olduğu, halen bu niteliğini koruduğu, üzerindeki bitki örtüsünün kaldırılmış olması da orman sayılmasını önleyecek bir husus olarak görülemeyeceği, kesinleşen orman sınırları içindeki özel mülk konusu tapu kayıtlarının da hukuki değerini kaybedeceği ve bu taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tapuya tescilleri gerekeceği, bu durumda davacıların hak talep ettikleri taşınmaz kısımlarını başkalarından satın aldıkları, uzun süredir zilyetlik ettikleri veya taşınmazın eskiye dayalı tapu kaydının bulunduğu hususundaki iddiaları hukuki sonuç doğurmayacağının açık olduğu, keşiflerden anlaşılacağı üzere davacılar lehine 20 yıllık kazandırıcı zilyetlik süresinin de dolmadığı, imar ihyanın tamamlanmamış olduğu, taşınmazların büyük kısmının kayalık, taşlık ve orman bitki örtüsü ile kaplı olduğu, ekonomik amaca uygun bir zilyetliğin de bulunmadığı, uzman bilirkişi raporları ile çelişen beyanların esas alınması da mümkün olmayacağı, belirtilen açıklamalar karşısında dava konusu parselin 9850 m²'lik kısmının evveliyatından beri orman toprağı olmadığı, davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşmediği, imar ve ihya edilmediği, kültür arazisi vasfını kazanamadığı tüm bu nedenlerle ham toprak vasfında oldukları anlaşılmış olduğundan sözü edilen taşınmazın bölümünün ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit ve tescili de isabetli olduğu görüldüğünden verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurularının esastan reddine" karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... Belediye vekili tarafından "Davaya konu taşınmaz evvelden beri ... Belediyesinin ve vatandaşların ortak kullanımında olduğu, orman vasfını taşımadığı, davaya konu zemin incelendiğinde orman bitki örtüsüne ilişkin hiçbir emare olmadığı ve bu yerin artık yerleşim yeri haline geldiği, dinlenilen tanıkların ifadelerinden ve mahalli bilirkişilerin ifadesinde de anlaşılacağı üzere taşınmazın kamunun ortak kullanımında olup müvekkil idare adına tescil edilmesi gerektiği, verilen kararın usul ve yasalara aykırı olduğu " gerekçesiyle, birleşen 2016/9 Esas sayılı dosya davacısı vekili; "dava konusu taşınmazın orman vasfında olmadığı, tarım arazisi vasfında olduğu, dava konusu ettikleri yerlerin sadece müvekkiline ait olduğu başka kurumun ... olmadığı" hususlarında, davalı ... vekili tarafından; "dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğu, zilyetlik ve zamanaşımı ile özel mülkiyete konu edilemeyeceği, verilen kararın bozulması" talebiyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili, birleşen 2016/9 Esas sayılı dosya davacısı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
59,30'ar TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30'ar TL'nin temyiz eden davacı ... ve davacı ...'ndan alınmasına,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.