Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Asıl ve birleşen dosyada davacı üçüncü kişi vekili, asıl dava dilekçesinde, borçlu aleyhine yapılan takip nedeniyle müvekkiline ait menkullere haciz konduğunu, haciz yapılan adresin borçlu şirketin adresi olmadığı gibi müvekkilinin borçlu şirketle ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulüne karar verilmesini; birleşen dosyada ise yapılan haczin kanuna aykırı olduğunu, taşkın haciz yapıldığını belirterek haczin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen dosyada davalı alacaklı vekili; davanın süresinde açılmadığını, davacı ile borçlu şirket arasında muvazaalı işlemler yapıldığını, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin "..." adı altında faaliyet gösterdiklerini, bu nedenle istihkak iddiasının ve şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan ilk yargılamada asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 02.07.2015 tarihli ve 2014/2428 Esas, 2015/14433 Karar sayılı ilamı ile; takibe dayanak bononun kambiyo senedi vasfının bulunmaması sebebiyle takibin iptaline ilişkin Konya 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 22.5.2014 tarihli kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu nedenle haczin ortadan kalktığı, istihkak davasının konusuz kaldığı, Mahkemece konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, davanın açıldığı tarih itibariyle haklılık durumu gözetilerek yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmesi için hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen dava yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı alacaklı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyize konu asıl dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

1. Dosya içeriğine, mevcut delillerin mahkemece takdir edilerek verilen kararda ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,

2. Temyize konu davada, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve hüküm davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken, nispi harç alınmasına karar verilmesi doğru değil ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

(1) numaralı bentte açıklandığı üzere davalı alacaklı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, davalı alacaklı vekilinin (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün 2. fıkrasının “Davanın açılmasına davalı alacaklının sebebiyet vermesi nedeniyle alınması gereken harcın mahsubu ile bakiye 7.484,00 TL harcın davalı alacaklıdan alınarak Hazineye irat kaydına” cümlesinin hükümden çıkartılarak, yerine “Peşin alınan 2.079,00 TL harçtan, alınması gereken 35,90 TL maktu harcın mahsubu ile fazla alınan 2.043,10 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine” rakam ve kelimelerinin yazılarak, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.