... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 04.11.2009 gün ve 546/584 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı ... dava dilekçesinde, davalıların miras bırakanı ...’nün ablası olduğunu, 930 parselde kayıtlı taşınmazda bulunan payının davalıların babası ve ...’nün eşi ... tarafından kendisine satıldığını davalıların da bu satışa olur verdiklerini, karşı çıkmadıklarını, 1989 yılından bu yana çoğu zaman kendisinin bizzat ekip biçtiğini, bazı yıllarda ise, icara verdiğini, bu şekilde taşınmazda aralıksız çekişmesiz malik sıfatıyla zilyet olduğunu, açıklayarak davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... vekili, taşınmazın miras yoluyla vekil edenine geldiğini, miras payını kimseye devretmediğini, davacının dava konusu yeri haksız olarak işgal ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., 03.08.2004 tarihli cevap dilekçesinde açılan davaya bir diyeceği olmadığını bildirmiştir.
Davalılardan ... ve Cennet Tuncer 02.03.2006 tarihli dilekçeleriyle davayı kabul ettiklerini, açılan davaya karşı itirazları olmadığını bildirmişlerdir.
Davalı ... 24.09.2003, ... 21.04.2004, ... 25.5.2005 ve ... 28.01.2005 tarihli yargılama oturumlarında davayı kabul ettiklerini açıklamışlardır.
Diğer davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece; “… tapulu taşınmazların satışının tapuda resmi şekilde yapılması şartına bağlı olduğunu, bu nedenle 1980 yılında yapılan harici satışın geçersiz olduğunu, bir kısım davalıların davayı kabul etmesinin sonuca etkili bulunmadığını ve değiştiremeyeceğini….” gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik harici satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 ... Kadastro Kanunun 14.maddesi gereğince açılan kısmen mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, davayı kabul edenler yönünden de davanın reddine karar verilmesi yönündeki görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Dava konusu 930 ... parselin öncesi tapulamanın 791 ... parseli olmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre kadastro tespitinden önce de dava konusu parselin tapuya dayalı olarak tespit malikleri adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. Taşınmazın kadastro öncesi de tapulu olması nedeniyle 1989 yılında yapılan harici satış kural olarak, geçerli bir hukuki sonuç doğurmaz ve haricen satın alana herhangi bir hak bahşetmez. TMK.nun 706,6098 ... BK.nun 237. (818 ... BK.nun 213), 2644 ... Tapu Kanununun 26 ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri gereğince tapulu taşınmazların satışı resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli sayılmazlar. TMK.nun 706. maddesindeki şekil, bir ispat şartı olmayıp bir şekil şartıdır. İlke olarak mahkemenin görüşü bu bakımdan doğrudur. Ne var ki, dava konusu taşınmazın 30.08.1987 tarihinde ölen Kasım Bönç’den kaldığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Dosya arasında bulunan ... 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin muris Kasım’a ait 11.10.1990 tarih ve 1990/834 Esas, 1990/775 karar ... veraset belgesine göre davacı ... ile ablası ...’nün murisin mirasçıları arasında yer aldığı belirtilen veraset belgesiyle sabittir. Bu durum karşısında davanın mirasçılar arasında açılıp yürüyen bir dava olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Bu durum karşısında mirasçılardan bir kısmının davayı kabul etmesine değer vermek gerekir. Bunu engelleyen bir kanun hükmü de bulunmamaktadır. Bir mirasçı terekeye dahil bir taşınmaz için miras payı veya miras payının devri hukuki sebeplerine dayalı olarak diğer mirasçılara karşı her zaman tek başına dava açma olanağına sahip bulunmaktadır. TMK.nun 702. maddesinde yer alan oybirliği kuralı mirasçılar arasında açılıp yürüyen davalarda uygulanmamaktadır. Bu tür davalar anılan kuralın istisnasını oluşturmaktadır.
Davalı ... 24.09.2003, ... 21.04.2004, ... 28.01.2005, ... 25.05.2005 tarihli yargılama oturumlarında davayı kabul ettiklerini ve taşınmazın baba ve anneleri tarafından dayılarına satıldığını bildirmişler. Kimlikleri mahkemece onaylanan davalı ... ve Cennet Tuncer 2.3.2006 tarihli dilekçeleriyle davayı kabul ettikleri ve kabul beyanları altında imzaları bulunduğu belirlendiğine göre kabul edilen kişilerin payları bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Davacının temyiz itirazları tüm bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 17.11.2012 tarihinde oylirliğiyle karar verildi.