Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi

Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 16.11.2018 tarihli ve 2018/2330 Esas, 2018/3371 sayılı sanığın üzerine atılı icbar suretiyle irtikap suçundan mahkumiyetine ilişkin asıl Kararın ve 12.12.2018 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek Kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Sanık hakkındaki sonuç cezayı artırmamakla birlikte 5237 sayılı TCK'nın 53/5. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğu yönünden ilk derece mahkemesince hükmedilmeyen ve ilk kez Bölge Adliye Mahkemesince verilen TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince takdiren 1 yıl 3 ay süreyle bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanması şeklinde sanık aleyhine uygulama yapılan 16.11.2018 tarihli düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine dair kararın temyiz yasa yoluna tabi olduğu kabul edilerek bu karara yönelik sanık müdafiinin süresinde yapılan temyiz başvurusunun reddine dair 12.12.2018 tarihli ek Kararın kaldırılmasına ve esasın incelenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamına göre sanık müdafiinin uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.04.2018 tarihli ve 2018/51 Esas, 2018/151 sayılı Kararı ile sanık hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 250. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 62. maddesi gereği 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 16.11.2018 tarihli ve 2018/2330 Esas, 2018/3371 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan bakanlık vekili ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının, hükmün 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğu yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 12.12.2018 tarihli ve 2018/2330 Esas, 2018/3371 sayılı ek Kararı ile verilen karar 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince temyizi kabul nitelikte olmadığından sanık müdafiinin temyiz talebi reddedilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi, kararın deliller tam değerlendirilmeksizin ve eksik inceleme neticesinde verildiğine, sanığa tuzak kurulduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, kararın bozularak sanığın cezalandırılması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.

Dosya kapsamına göre sanığın suç tarihinde Basmane Polis Merkezi Amirliği Kimlik Bildirim Bürosunda polis memuru olarak çalıştığı, şikayetçinin de sanığın yetki ve sorumluluğunda bulunan, Konak ilçesindeki .... .... Otel isimli iş yerinin sahibi olduğu, 21.05.2017 tarihinde otelde müşterinin cep telefonunun çalınması ayrıca otel çalışanlarının bildiriminin yapılmaması nedeniyle Konak İlçe Emniyet Müdürlüğünün 06.06.2017 tarih, 67422-5096 sayılı ve 03.08.2017 tarih, 67422-6862 sayılı yazıları ile ilgili otel hakkında 1774 sayılı Kanun'a muhalefet eyleminden dolayı gerekli işlemlerin yapılmasının istendiği ancak bu işlemlerin gereğinin suç tarihine kadar sanık tarafından yerine getirilmediği, sanığın sık sık otele giderek şikayetçi ile irtibat kurduğu, şikayetçiye 1774 sayılı Kanun'a muhalefet eylemi nedeniyle otel hakkındaki işlemleri halledeceğini söyleyerek müştekiden bir adet İphone 5s marka telefon istediği müştekinin de sanığın ısrarları karşısında 2018 yılı Ocak ayı başlarında internet üzerinden cep telefonu siparişi verdiği, gelen telefonun 11.01.2018 tarihinde tanıklar ... ve ...'ın yanında sanığa teslim edildiği fakat sanığın birkaç saat sonra oğlunun telefonu beğenmediğini söyleyerek müştekiden İphone 6s model cep telefonu istediği, müştekinin de sanığın hakkında cezai işlem yapmaması için 1.750 TL'ye ikinci el İphone 6s model telefonu temin ederek alması için otele bıraktığı, sanığın otele gelerek cep telefonunu alarak gittiği sübut bulan somut olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, mevcut delil durumuna ve olayın oluş şekline göre sanığın öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere Yasa'nın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışı bulunmadığından cebri irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu itibarla fiilinin suç tarihine nazaran görevinin ifasıyla ilgili olarak yapması gerekli bir işi yapmamak için menfaat sağlamak suretiyle rüşvet alma niteliğinde olduğu, taraflar arasında gerçek iradeye dayalı bir rüşvet anlaşması gerçekleştiğinden sanığın eyleminin rüşvet alma suçunu oluşturacağı gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile cebri irtikap suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,

Nedenleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması yerine düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 12.12.2018 tarihli ve 2018/2330 Esas, 2018/3371 sayılı ek Kararının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle KALDIRILMASINA,

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 16.11.2018 tarihli ve 2018/2330 Esas, 2018/3371 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin ikinci ve 307. maddesinin beşinci fıkraları gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca gereği için kararı veren İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.05.2024 tarihinde karar verildi.