İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasındaki Tapu İptal ve Tescil talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Davanın reddine ilişkin verilen karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

yolsuz tescil nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Beykoz ilçesi, ... Mevki ... ada 3 parsel ile ... ada 7 parseldeki taşınmazların eski tapu maliki ... 'nın mirasçıları olduğunu, davacıların miras bırakanı adına kayıtlı iken 4785 Sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 Sayılı Kanun)
uyarınca bedel ödenmeksizin devletleştirilerek tapusunun iptal edildiğini, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uygulaması açısından tapu maliki adına orman dışına çıkarılması gerekirken Hazine adına Orman dışına çıkarıldığını, 2896 Sayılı 6831 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun (2896 Sayılı Kanun) ve 3302 Sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 Sayılı Kanun) değişik 2/B uygulaması yapılmasının Anayasanın 138. maddesine aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın Hazine adına olan tapusunun iptali ile ... Mirasçıları müvekkilleri adına tescil edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı Hazine ve Davalı ... İdaresi açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesince; "Orman kadastrosu sırasında tapu ibraz edilmediği gibi o tarihte üzerindeki bitki örtüsünün orman olması nedeniyle orman niteliği ile Hazine adına sınırlandırılıp, Temmuz 1947 tarih 41 numarada "... oğlu ... " ve "... Ormanları" ismi ile Hazine adına tescil edilmiştir. Ormana verilen "... " isminin davacı miras bırakanına ait olması, davacıya bir hak sağlamayacağı ve bu ormanın ... ait olduğunu göstermeyeceği değerlendirilmekle taşınmazlar hakkında davacının davasının reddine" karar verildiği anlaşılmıştır.

Verilen karar davacılar vekilince istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince; " dava konusu taşınmazların 3116 Sayılı Orman Kanununa göre orman tahdit uygulaması ile 1940 yılında 3 nolu tahdit komisyonu tarafından tamamının orman sınırları içinde bırakıldığı, tahdit uygulamasının bu şekilde kesinleştiği ve 03/07/1947 tarih 41 sıra numarası ile tapuya tescil edildiği, daha sonra 1958 tarihinde 2613 sayılı Kanuna göre yapılan arazi kadastro çalışması sırasında 24.04.1958 tarihli Komisyon Kararı ile orman niteliği ile Hazine adına tespit gördüğü, 24.04.1958 tarihli Komisyon kararına göre davacıların dayanak zabıt kayıtlarının kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle tespitin yapıldığı, bu komisyon kararına karışı tapu maliklerince açılan davanın Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1961/1057 Esas 1968/48 Karar sayılı ilamı ile davacıların dayanağı tapu kayıtlarının kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığı ve iktisaplarının hukuki kıymetini kaybettiği gerekçesiyle davanın reddedildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla davacıların dava konusu taşınmazların adlarına tesciline yönelik davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacıların dava konusu taşınmazların 6292 sayılı Kanun kapsamında iadesine veya tazminata hükmedilmesine yönelik talipleri bakımından ise, davacıların dayanağı tapu kaydının bir mahkeme kararı ile iptal edilmediği, 1940 yılında yapılan orman tahdit çalışmaları neticesinde, taşınmazların orman tahdit sınırları içerisine alındığı, bu tahdit işlemine karşı dava açılmadığı ve tahdidin kesinleştiği, bu nedenle davacıların dayanağı tapu kayıtlarının hukuki niteliklerini kaybettiği, 6292 sayılı Kanun'un 7. Maddesinde belirtilen taşınmazlardan olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının dayandığı gerekçeye göre vakıa ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından; " Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2017/5201 E. 2017/4602 K. nolu 23.05.2017 tarihli ilamı dava konusu taşınmazı orman olmadığı, orman olarak muhafazasında fayda olmadığı, 2b niteliğinde olmadığı, Hazine adına tescil edilemeyeceğini karara bağlamıştır. Bu nedenle Cumhuriyet döneminde intikal gören tapu kayıtları, Devletleştirmenin fiilen ve hukuken ortadan kalkması nedeniyle eski tapu maliklerinin adına olan kayıtlar olarak hukuken korunması gereken kayıtlar haline gelmiştir. Açıklanan nedenlerle usule ve yasaya aykırı olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması" talebiyle temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.