Davanın reddine

Taraflar arasında görülen ve tapusuz taşınmazın tescili davasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacılar vekili, 2001 tarihli dava dilekçesi ile miras yolu ile intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedenlerine dayanarak dava dilekçesinde sınırları gösterilen taşınmaz bölümünün vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, Mahkemece, davacılar murisi tarafından 1962 yılında harici satış senedi ile satın alındığı ve imar ihyasına başlandığı, öldüğü 1973 tarihi itibariyle imar ihyasının tamamlandığı, aynı yıl yapılan taksimle davacılara intikal ettiği, o tarihten itibaren de davacılar tarafından kullanıldığı, ... ilçesindeki kadastro tespit çalışmalarının kesinleştiği 1970 yılı itibariyle taşlık kayalık olarak tescil harici bırakılmış ise de bu nitelikte olmadığı, imar ihyasının tamamlandığı 1973 tarihinden itibaren dava tarihine kadar nizasız fasılasız zilyet olarak davacılar tarafından 20 yıl üzerinde kullanıldığı, yaptırılan zilyetlik araştırmasından taşınmazların kuru tarım arazisi olmasına göre engel halin bulunmadığı gerekçesi ile teknik bilirkişi raporunda 2 sıra numaralı taşınmaz olarak geçen kroki 2'de gösterilen taşınmaz hakkındaki davanın reddine, 1 sıra numaralı taşınmaz olarak geçen kroki 1'de (B) harfi ile gösterilen kısım hakkındaki davanın reddine, 1 sıra numaralı taşınmaz olarak geçen kroki 1'de (A) harfi ile gösterilen 6.092,44 m2 lik kısmın davacılar adına eşit hisse ile tapuya tesciline, 3 sıra numaralı taşınmaz olarak geçen kroki 3'de (B) harfi ile gösterilen kısım hakkındaki davanın reddine, 4 sıra numaralı taşınmaz olarak geçen kroki 4'de (B) harfi ile gösterilen kısım hakkındaki davanın reddine, kroki 4'de (A) harfi ile gösterilen 6.757,98 m2'lik kısmın davacılar adına eşit hisse ile tapuya tesciline, (A), (C), (E), (G) harfleri ile gösterilen kısım hakkındaki davanın reddine, fen bilirkişisi raporunda 2 sıra numaralı taşınmaz olarak geçen kroki 2'de (A) harfi ile gösterilen 43,03 m2'lik kısmın davacılar adına eşit hisse ile tapuya tesciline, 5 sıra numaralı taşınmaz olarak geçen kroki 5'de (F) harfi ile gösterilen 1.022,15 m2'lik kısmın davacılar adına eşit hisse ile tapuya tesciline; 06.05.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi içindeki O7, O8 harfleri ile gösterilen yerler dışında kalan 1.479,87 m2 ve (D) harfi içindeki O5 ve O6 harfleri ile gösterilen yerler dışında kalan 5.301,73 m2 lik kısımların davacılar adına eşit hisse ile tapuya tesciline, asli müdahilin davasının kısmen kabulü ile fen bilirkişisinin 06.05.2015 tarihli rapor ve krokisinde; (A) harfi ile gösterilen kısım içindeki O1 ve O2 harfleri ile gösterilen 1200 m2'lik kısmın, (B) harfi ile gösterilen kısım içindeki O7 ve O8 harfleri ile gösterilen 200 m2'lik kısmın, (C) harfi ile gösterilen kısım içindeki O3 ve O4 harfleri ile gösterilen 260 m2'lik kısmın, (D) harfi ile gösterilen kısım içindeki O5 ve O6 harfleri ile gösterilen 421 m2'lik kısmın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, diğer kısımlar yönünden talebinin reddine dair verilen hükmün davalılar Hazine, ...vekilleri ile asli müdahil Orman İdaresi vekilince yapılan temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.02.2019 tarihli ve 2018/6531 Esas, 2019/1097 Karar sayılı "yeniden keşfe çıkılarak usulünce orman ve zilyetlik araştırma yapılması ve infaza elverişli krokilerin dosyaya celp edilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacıların müstakil hak sahipliğini ispatlayamadığı ve bu sebeple aktif dava ehliyetlerinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç: Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.