Davacıların ve asli müdahillerin davasının kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen karar, davacılar Köy Tüzel Kişiliği ve ... ve müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava, mera vasfı ile orta malı olarak tespit gören taşınmazın tescil istemine ilişkindir.

2007 yılında kadastro sırasında ... Köyü,.... Dere Mevkii 191 ada 1 parsel sayılı 113.193,47 m2 yüzölçümündeki parsel mera niteliğiyle orta malı olarak sınırlandırılmıştır.

Yörede 5 numaralı Orman kadastro Komisyonunca 1995 yılında yapılan orman kadastrosu kesinleşmiş ve 113.193,47 m2 yüzölçmündeki çekişmeli parselin orman sınırları dışında bırakıldığı yönünde uyuşmazlık yoktur.

Davacı ...'in 10.12.2007 tarihli dilekçesiyle; parselin Kasım 2000 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydı ile kendisine ait olduğunu ve adına tapuya tescilini, ... Köyü tüzel kişiliği ise taşınmazın Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu, Köy adına tescilini, İmdat ... ise taşınmazın bir bölümünün murisi ... ...'den kendisine kaldığı, adına tescili iddiasıyla açtıkları davalar birleştirilmiştir. ... 03.03.2008 tarihli dilekçesiyle parselin davacı ...’in dava ettiği bölümü dışında kalan bir bölümünün kendisine ait olduğu adına tescili iddiasıyla davaya katılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince davacı ...'in tutunduğu tapu kaydının her yere uyabilecek cinsten sınırlar içerdiği çekişmeli parseli kapsamadığı, dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan, halen orman içi açıklığı niteliğindeki yerlerden olduğunun belirlendiği, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar Köy Tüzel Kişiliği, ... ve ... tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.05.2011 tarihli ve 2011/5194 Esas-6219 sayılı kararı ile eksik inceleme ve araştırma sebebiyle bozulmuştur.

Yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davacı ve müdahil davacıların davasının kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2016/11022 Esas-2019/119 sayılı kararı ile "...6360 sayılı Kanun'un gereğince köy tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katıldıklarından ... davaya dahil edilmiş olmasına karşın mahkemece çekişmeli taşınmazın sınırları içinde bulunduğu taşınmazın idari sınırları içinde bulunan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya katılımı sağlanarak taraf teşkili oluşturulmalı, delilleri toplanmalı, ondan sonra davanın esası hakkında bir karar verilmelidir. Kabulü göre de mahkemece davanın reddine ilişkin ilk hükmü Dairemizin 24.05.2011 tarihli kararı ile bozulmakla birlikte bu kararı temyiz edenler arasında İmdat ... bulunmadığı halde mahkemece temyize konu işbu hükümde kazanılmış haklar dikkate alınmaksızın dava konusu taşınmazın (G) harfi ile gösterilen kısmının İmdat ... adına tescil edilmesi hatalıdır ve davacılar dava konusu taşınmazın kendi adlarına tescili amacıyla dava açtıkları halde mahkemece talep dışına çıkılarak taşınmazın bir kısmının orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline bir kısmının dereyatağı ve kayalık olarak tescil harici bırakılmalarına karar verilmiş olup talep ve davalı olmayan kısımlar yönünden karar verilmesi de doğru olmamıştır, davalı Hazine vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak bozma ilamı doğrultusunda Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmiştir. Yapılan yargılama sonunda; "...'in davası bakımından; ilgili kısmın bu kişinin zilyedliğinde olması, ondan önce babası Musa, ondan önce de Musa'nın babası ... daha öncesinde de ...'nin babası ...'un zilyedliğinde olması, zilyedliklerinin 1950'li yıllardan öncesine dayanmakta olduğuna, ...'in davası bakımından; ilgili kısmın ... 'in oğullarından ... tarafından 40-50 yıldır zilyed edilmekte olduğu, köy tüzelkişiği/...'nın davası bakımından; ilgili kısımların köy tarlası olduğu, 30 yıldan fazla bir süreden beri köy tüzelkişiliğince ziraat arazisi olarak üçüncü şahıslara kiralanmakta olduğu anlaşılmakla, mera olarak tespit gören taşınmazın tespitine karşı açılan davada neticede davacı ...'in davasının kabulüne, davacı ... Başkanlığının davasının kabulüne, Asli Müdahil ...'in davasının kabulüne, ifrazen tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın ifraz sonrası bakiye kısmının ise tespit gibi sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına, İmdat ...'in talep ve davası bakımından ise önceki hüküm (T.C. Akseki Kadastro Mahkemesinin 27.10.2010 tarihli ve 2007/752 E, 2010/182 K sayılı kararı) bu kişinin talep ve davası bakımından red yönünde kesinleşmiş olmakla ve İmdat ...'in taraf sıfatının da kalmadığı anlaşılmakla İmdat ...'in talep ve davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmiştir.

Verilen karar davalı Hazine vekili tarafından; "dava konusu taşınmazların mera olduğu, ayrıca Hazine üzerine yargılama giderlerinin bırakılamayacağı, eksik araştırma ve inceleme sebebiyle mahkeme kararının bozulması" talebiyle temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davalının Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2024 tarihinde oy biriliği ile karar verildi.