SUÇLAR: Özel hayatın gizliliğini ihlal, şantaj

Mahkûmiyet

Yerel mahkemece sanık hakkında kurulan hükümlerin; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel mahkemece sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 134/2, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, şantaj suçundan TCK'nın 107/2-1,52/2-4,53/1-2-3. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın atılı suçu işlemediğine, lehe hükümlerin uygunlanması gerektiğine, ceza miktarına, katılanın iftira attığına, resmin katılan tarafından tanığın telefonuna gönderilmesinin istendiğine ilişkindir.

Yerel mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; bir dönem birliktelik yaşadığı katılanın rızası kapsamında kendisine gönderdiği çıplak resimleri ilişkiye devam etmediği takdirde ifşa edeceğinden bahisle tehdit eden ve katılanın ilişki sonlandırmasına tepki olarak katılanın arkadaşına gönderen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 134/2. ve 107/2-1. maddesindeki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve şantaj suçlarından mahkûmiyet kararı verilmiştir.

A) Şantaj Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından yukarıda ilgili bölümde öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B) Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;
Yargılama aşamalarında ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun 5237 sayılı TCK'nın 139/1. maddesi gereğince şikayete tabi olduğu ve 5271 CMK'nın 253/1. maddesi gereğince uzlaşmaya tabi olduğu, soruşturma aşamasında usulüne uygun uzlaştırma işlemi yapılmadan kamu davasının açıldığı, mahkemenin de belirtilen eksikliği gidermediği anlaşılmakla, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nınn 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Kabule göre de;

5237 sayılı TCK'nın 134/2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğinin ihlal suçu için temel cezanın 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirmesine rağmen altı sınırdan uzaklaştığının belirtilerek sanık hakkında 1 yıl 6 ay hapis cezasının temel ceza olarak belirlenmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının SAKLI TUTULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.05.2024 tarihinde karar verildi.