Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde ; 01.01.2013 tarihinde ...'ın sahibi olduğu davacıya sigortalı ... mobilyanın depo olarak kullanılan alanında iş yerinin kalorifer dairesi olarak kullanılan oda elektrik kontağından kaynaklanan ark sonucu yangın meydana geldiğini, emniyet müdürlüğünün olay yerinde tutmuş oldukları olay yeri tutanağında yangının tamamen, binanın elektrik kontağından kaynaklandığının belirtildiğini 05.01.2013 tarihinde sigortalı ile sigorta şirketi arasında mutabakatname imzalandığını, bu mutabakatnamede ...'ın zararının 41.500,00 TL olarak belirlendiğini ve bu miktarın adı geçene ödendiğini, bu nedenle davalı aleyhine sigortalı işyerinde Iğdır İcra Müdürlüğü 2013/1922 E. sayılı dosya ile rücuen ilamsız icra takibi başlattıklarını ancak davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile davalının %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içerisine alınan bilirkişi raporlarından bina sahibi olan davalı ile dava dışı sigortalı ...'ın bir kusur ve ihmallerinin bulunmadığının görüldüğü, bu hali ile halefiyet ilkesi gereğince kiracının uğramış olduğu zararı talep eden sigorta şirketinin davalıyı bu zarardan sorumlu tutabilmesi için davalının kusurunu ispatlaması gerektiği ancak alınan bilirkişi raporlarında davalının kusurlu olduğunun ispatlanamadığı, bu nedenle kusuru bulunmayan davalının zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde ; ekspertiz raporunda tespit edilmiş olan hasar miktarına istinaden davacı ... şirketinin dava dışı sigortalıya 05.01.2013 tarihli mutabakatname doğrultusunda 41.500,00 TL ödeme yaptığını, ödeme ile de sigortalının haklarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472/1 inci maddesi uyarınca halef olduğunu, davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 69 uncu maddesi gereği yapı malikinin kusursuz sorumluluğu nedeniyle sorumlu olduğunu, bilirkişi raporundaki tespitlerin elektrik teknisyeni olan bilirkişinin görev ve yetkilerinin kapsamının dışında olduğunu, raporun hükme esas alınamayacağını, raporda yangının çıkış nedeni olarak İtfaiye Raporu, Kolluk Tutanağı ve Ekspertiz Raporunda yangının meydana geldiği tarihlerde yerinde yapılan tespitlerin dikkate alınmadığını, sigortalının oturma hakkına sahip olduğu ve dış ilişkide davalı bina maliki ile birlikte sorumlu olduğuna ilişkin gerekçenin somut uyuşmazlığa doğru tatbik edilmediğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, iş yeri sigorta poliçesi kapsamında sigortalı iş yerinde çıkan yangın nedeniyle ödenen zararın, bina malikinden itirazın iptali yoluyla rücuen tazmini talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd . maddeleri, Yangın Sigortası Genel Şartları.

1-Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, yapı maliki olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; ... adına tescilli ve ...Cad. No: 56 Merkez Kars adresinde beyaz eşya satış mağaza ve depolama alanında faaliyet gösteren 3 katlı iş yerinin davacı nezdinde 05.05.2012-05.05.2013 tarihleri arasında İş Yeri Paket Sigorta Poliçesinin düzenlendiği görülmektedir. Söz konusu sigortalı binanın, bina maliki olan davalı ... tarafından 15.06.2009 tarihli kira sözleşmesi ile sigortalı ... ...'a 5 yıl süreyle yıllık 15.000,00 TL karşılığında kiralandığı anlaşılmaktadır.
Davacı ..., bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın "Sulh hukuk mahkemelerinin görevi" başlığı altındaki 4 üncü maddesinde de "(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları.... görürler" hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; davacı ... şirketinin sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ...'ın, davalı ...'nin maliki olduğu binayı kiracı sıfatıyla kullandığı; davacı sigortalısı ile davalı malik arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gibi, bu husus mahkemenin de kabulündedir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; görev kurallarının, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken hususlardan olmasına göre mahkemece, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olmaması nedeniyle HMK 115/2 nci maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde işin esasının incelenerek hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararının BOZULMASINA,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle bozma nedeni ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.