Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri Bafra ilçesi ... Köyü 166 ve 167 parsellerin 1953 yılında yapılan tapulama sırasında tapulama harici bırakıldığını, taşınmazda zilyetlikle edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Kanun'un 713/1 inci maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir.

İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne, 04.12.2007 tarihli raporda 2 nolu krokide sarı renkli (B)=4051 m2, (F)=2256 m2, (D)=760 m2 yüzölçümündeki bölümlerin davacılar adına tesciline, aynı krokide kırmızı renkli (B1)=2046 m2 ve (A)=1116 m2 yüzölçümündeki bölümleri 2/B sahası olduğundan bu kısımla ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, mavi taralı (C)=86 m2 ve (E)=4624 m2 yüzölçümündeki bölümlerden DSİ kanalı geçmesi ve bu bölümle ilgili davanın atiye bırakılması nedeniyle bu bölümler hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin ... tarihli ve ... sayılı kararıyla "Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden sonra orman kadastrosu yapıldığı ve bu sebeple davanın orman kadastrosuna itiraza dönüşütüğü, mahkemece tescil istemi yönünden dava elde tutulup, orman kadastrosuna itiraz istemi tefrik edilerek Kadastro Mahkemesine gönderilmesi ve sonucunun beklenmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra, fen bilirkişi raporunda (B1) ve (A) ile gösterilen bölümler yönünden tefrik kararı verilip dosya kadastro mahkemesine gönderilmiş, yargılamaya devam olunarak davanın kısmen kabulü ile, Bafra ilçesi Kalaycılı Köyü 166 sayılı parselin fen bilirkişinin 04.12.2007 havale tarihli raporunun ekli 3. sahifesinin 2 nolu krokisinde sarıya taralı alanda (B) harfi ile gösterilen 4.051.17 m2'lik kısmı ile 167 sayılı parselde yine sarıya taralı alanda (F) harfi ile gösterilen 2.256 m2 ve (D) harfi ile gösterilen 760 m2'lik kısımlarının tarla vasfı ile 1/2'sinin davacı ... oğlu ... adına, kalan 1/2'sinin ise diğer davacılar ... çocukları ..., ..., ... ve ... adına 1/8'er hisse olarak tapuya kayıt ve tesciline, fen bilirkişinin 04.12.2007 havale tarihli raporunun 3. sahifesinin 2 sayılı krokisinde kırmızıya taralı alanda (B1) harfi ile gösterilen 2.046.77 m2'lik, (A) harfi ile gösterilen 1.116,06 m2'lik toplam, 3.162.83 m2'lik kısmın 2/B vasfı dikkate alınarak bu kısımla ilgili dava hakkında mahkemenin görevsizliği nedeniyle 22.12.2008 tarihli tefrik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine gönderildiğinden bu kısımlarla ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,davacı tarafça fen bilirkişinin 04.12.2007 havale tarihli raporunda 3.sahifenin 2 nolu krokisinde maviye taralı alanda 166 nolu parselin (C) harfi ile gösterilen 86 m2'lik kısmı ile 167 nolu parselin (E) harfi ile gösterilen 4.624 m2'lik kısmı hakkında açılan dava atiye bırakıldığından bu kısımla ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,karar verilmiş, hükmün temyizi üerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin ... tarihli ve 2016/7727-2017/5167 sayılı kararıyla "6360 sayılı kanun uyaruınca Samsun Büyükşehir Belediyesinin de davada taraf olacarak eklenmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Bafra ilçesi Kalaycılı Köyü 166 nolu parselin fenni bilirkişinin 04.12.2007 havale tarihli raporunun ekli 3. sahifesinin 2 nolu krokisinde sarıya taralı alanda (B) harfi ile gösterilen 4.051.17 m2'lik kısmı ile 167 nolu parselde yine sarıya taralı alanda (F) harfi ile gösterilen 2.256 m2 ve (D) harfi ile gösterilen 760 m2'lik kısımlarının tarla vasfı ile 1/2'sinin davacı Halit oğlu ... adına, kalan 1/2'sinin ise diğer davacılar ... çocukları ..., ..., ... ve ... adına 1/8'er hisse olarak tapuya kayıt ve tesciline, fenni bilirkişinin 04.12.2007 havale tarihli raporunun 3. sahifesinin 2 nolu krokisinde kırmızıya taralı alanda (B1) harfi ile gösterilen 2.046.77 m2'lik, (A) harfi ile gösterilen 1.116,06 m2'lik toplam, 3.162.83 m2'lik kısmın 2/B vasfı dikkate alınarak bu kısımla ilgili dava hakkında mahkememizin görevsizliği nedeniyle 22.12.2008 tarihli tefrik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine gönderildiğinden bu kısımlarla ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı tarafça fenni bilirkişinin 04.12.2007 havale tarihli raporunda 3. sahifenin 2 nolu krokisinde maviye taralı alanda 166 nolu parselin (C) harfi ile gösterilen 86 m2'lik kısmı ile 167 nolu parselin (E) harfi ile gösterilen 4.624 m2'lik kısmı hakkında açılan dava atiye bırakıldığından bu kısımla ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalılar ..., Hazine ve Samsun Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı tarafından temyiz edilmiştir.

Her ne kadar Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ise de; verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, Mahkemece davacılar adına tesciline karar verilen (B), (D) ve (F) harfi ile gösterilen bölümlerin kadastro mahkemesi kararı sonucunda orman sayılan yerlerden olmadıklarına dair kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bununla birlikte, bu bölümler yönünden Bafra Kadastro Mahkemesinin 1959/143-1963/458 sayılı kararınnı davacılar yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediği araştırılmamış, taşınmazda davacılar yararına zilyetlikle kazanma kıoşullarının oluşup oluşmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmemiş, orman kadastrosuna itiraza dair görevsizlik kararı verilen (A) ve (B1) harfi ile gösrterilen taşınmaz bölümlerine yönelik tescil talebinin halen eldeki davada çözümlenmesi gerektiği gözetilmeden tescil talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş ve dava tarihinden sonra yörede toplulaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı ve dava konusu taşınmaz bölümleri hakkında bir değişiklik olup olmadığı usulünce araştırılmamış ve bu suretle eksik araştırma sonucu hatalı hüküm kurulmuştur.

O halde Mahkemece yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.

Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı araştırılarak müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, dava dilekçesinde ve mahalinde yapılan keşifte dava konusu taşınmazların ... 'dan davacılar ve mirasbırakanları tarafından satın aldındığına dair beyanda bulunulması karşısında, nüfus kayıtları getirtilmek ve mahalli bilirkişiler ve tanıklara etraflıca sorulmak suretiyle davacılar, davacıların mirasbırakanları ile Bafra kadastro Mahkemesinin 1959/143-1963/458 sayılı kararında taraf olan ... arasında akdi ve ırsi irtibat bulunup bulunmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, kesin hükmü bertaraf etmeye yönelik yanlış beyanlara itibar edilmemesi gerektiği gözetilmeli, söz konusu Mahkeme kararının davacılar aleyhine kesin hüküm teşkil ettiği belirlenir ise kesin hükmün sonuçları değerlendirilmelidir.

Ayrıca, orman kadastrosuna itiraza dair görevsizlik kararı verilen (A) ve (B1) harfi ile gösrterilen taşınmaz bölümlerine yönelik tescil talebinin halen eldeki davada çözümlenmesi gerektiği gözetilerek bu bölümler yönünden davalı idarelerin Medeni Kanun'un 713/6 ncı maddesi uyarınca karşı tescil talepleri olup olmadığı hususuna da dikkat edilmek suretiyle tescile dair olumlu veya olumsuz bir karar vedrilmeli, dava tarihinden sonra yörede toplulaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı ve dava konusu taşınmaz bölümleri hakkında bir değişiklik olup olmadığı usulünce araştırılarak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre infaza elverişli şekilde bir hüküm kurulmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine,

Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.