Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Çekişmeli, Bursa ili ... ilçesi ... Mahallesi 4167 ada 30 parsel sayılı taşınmazın dayanak tapu kaydı 974 parsel olup, 2.520 metrekare taşınmazın, senetsizden, kestanelik vasfıyla Hatice Yabatur adına tespit edildiği, kadastro tespitine ilişkin 37 parsel tutanağında ekli 29.01.1969 tarihli dilekçe ile itirazlı kaydı bulunduğu, 22.03.1999 tarihli yenileme tutanağında; 2.527,80 metrekare, kestanelik olarak, malik bilgisi belirsiz olarak yazıldığı, 11.05.1999 tarihi itibariyle kesinleştiği, ... Mahallesinde 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun'a (1744 sayılı Kanun) göre yapılan orman kadastrosunun 1965 yılında kesinleştiği, 1992 yılında 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) göre yapılan çalışmalarda, ilk orman kadastrosunun aplikasyonunun yapıldığı anlaşılmıştır.

Davacı vekili dava dilekçesinde; Bursa ili ... ilçesi ... Mahallesi 4167 ada 30 parselin koordinat değerleri verilmiş olan haritada (A) harfi ile gösterilen 2.499,27 metrekarelik kısmının kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde bulunduğu halde tapuda tarla vasfı ile davalılar adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın Dombayçukuru ve Erikliyayla Devlet Ormanı içerisinde kaldığının tespit edildiğini, orman sayılan alanların özel mülkiyete konu edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek söz konusu taşınmaza davalıların müdahalesinin men'i ile bu parselin 2.499,27 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tescilini istemiş, davalılar davanın reddini savunmuştur.

Dava, kesinleşen tahdit sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili ile müdahalenin men'i istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; müdahalenin men'i talebinin reddine, Bursa ili ... ilçesi ... Mahallesi 4167 ada 30 (eski 974) parsel sayılı tapuda davalılar adına kayıtlı taşınmazın bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 2.499,27 metrekarelik kısmının 1965 yılından beri kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve orman olarak tespit edildiği, ilk tapulama çalışmasının yapıldığı 1969 yılında orman alanı olduğu, halen orman olduğu, yenileme kadastrosunda kestanelik vasfı ile davalılar adına tespit edildiği, orman mevzuatı açısından şahıslar adına tespit ve tescili yapılabilecek yerlerden olmadığı anlaşılmakla; davanın kısmen kabul kısmen reddine, 20.05.2019 tarihli rapora ekli krokide sarı renkte (A) harfi ile gösterilen 2.499,27 metrekarelik kısmın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karar davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davalılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.