B O Z M A Ü Z E R İ N E
Beraat, mahkûmiyet
Sanıklar hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükümlerin katılan vekili ve sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanunun 74/2,5237 sayılı TCK'nın 62,53. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 05.12.2019 tarihli 2017/442 Esas, 2019/11488 Karar sayılı ilamı ile "07.03.2016 tarihli olay, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağında, olay günü saat 14: 30 sıralarında yapılan ihbarda, hazineye ait ve eski dönemlere ait mezarlık kalıntılarının bulunduğu alanda altı kişinin ellerindeki dedektörle araştırma yaptıklarının bildirilmesi üzerine olay yerine giden kolluk kuvvetlerince temyiz dışı diğer sanıkların yakanlandığı ancak sanık ...’ın yakalanamadığının belirtildiği, sanık ...’ın aşamalardaki savunmalarında atılı suçu işlemediğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmesi,
Kabule göre de;
1- 2863 sayılı Kanunun 74/2. maddesinde düzenlenen “define araştırma” suçunun oluşabilmesi için, suça konu yerin sit alanı veya 2863 sayılı Kanuna göre korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olması gerektiği, ancak anılan hususa ilişkin bir tespit yapılmadığı anlaşılmakla, dava konusu yerde, üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan tarafsız bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak, suça konu yerin, sit alanı ya da 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olup olmadığı hususunun tereddütsüz olarak tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Silinme koşulları oluşmuş adli sicil kaydı dışında sabıkası bulunmayan ve dosyaya olumsuz bir hali yansımayan sanık hakkında,“sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmadığından” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile TCK'nın 51. maddeleri ile CMK'nın 231/5. maddesi hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesi" gerekçesiyle hükmün bozulduğu, (1) numaralı bozma nedeninin temyiz isteminde bulunmayan sanık ...'e sirayetine karar verildiği, bozma ilamı üzerine mahkemece, sanık ... hakkında hakkında, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı, sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanunun 74/2,5237 sayılı TCK'nın 62,50/1-a, 52/2-4,54. maddeleri uyarınca 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiğine, vekâlet ücretine hükmedilmediğine,
Sanık ...'ün temyiz isteği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, sanık ... hakında beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
1. Sanık ...'ın Beraatine Yönelik Temyiz İsteği Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Sanık ...'ün Mahkûmiyetine Yönelik Temyiz İstekleri Yönünden
Hükümden önce 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 16. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesinin altıncı fıkrasında yapılan değişiklik uyarınca, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 74. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen suç önödeme kapsamına alındığından; 5237 sayılı Kanun'un yedinci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 7188 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesi uyarınca önödemeye ilişkin işlemler yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Başkaca yönleri incelenmeyen Karaisalı Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan vekilinin ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.05.2024 tarihinde karar verildi.