Davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar Hazine vekili ve Nurittin Kara vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi gereği düşünüldü:
Bafra ilçesi ... Köyü, eski 617 parsel yeni 148 ada 2 parsel sayılı 5900.78 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 1970 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında tarla niteliği ile Temmuz 1954 tarih ve 283 numaralı tapu kaydına dayalı olarak ... adına tesbit görmüş, mülkiyetin nakli ve pay düzeltimi nedeniyle ... adına tapuya tescil edilmiştir.
Orman İdaresi çekişmeli parselin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını ileri sürerek tapusunun iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne; çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (A) harfi ile işaretli 2246.00 m² lik bölümüne ait tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.02.2012 tarihli ve 2011/14174 Esas, 2012/2152 Karar sayılı kararı ile "Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı son oturumda oluşturulan kısa kararda, (Davacının davasının kabulü ile davalı adına Bafra ilçesi, ... Köyü, ... mevkii, 617 sayılı parselde kayıtlı bulunan taşınmazın tapusunun fen bilirkişinin 07.04.2011 tarihli krokili raporu ile orman bilirkişisinin 09.04.2011 tarihli raporları doğrultusunda iptali ile orman vasfıyla Hazine adına son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline) dendiği halde, gerekçeli kararda (davalı adına kayıtlı Bafra ilçesi ... Köyü, ... Mevkii 698 parsel sayılı taşınmazın orman mühendisi bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu 09.04.2011 tarihli rapor ile birlikte kadastro teknisyeni bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu ve krokisinde (A) harfi ile gösterilip yeşile boyalı olan 2446 m² kısmının kesinleşmiş orman sınırları içinde bulunduğu anlaşılmakla tapunun iptali ile birlikte orman vasfı ile Hazine adına son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline) denmiştir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olması mutlak bozma nedeni oluşturduğu" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07/11/2013 tarih ve 2013/5397 – 9791 sayılı kararı ile "...Mahkemece, davacıya verilen kesin süre içinde dava konusu edilen taşınmazın maliki gözüken ... 'ya ait veraset belgesinin alınması için dava açılmadığını belirtmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş ise de,verilen karar dosya kapsamına ve usûle uygun değildir.Davacı tarafca, tapu maliki ... 'ya ait veraset belgesinin alınması için Bafra Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/772 Esas, 798 Karar sayılı dosyasında, ... 'nın halen sağ olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşıldığına göre, mahkemece ... 'ya dava dilekçesinin tebliğ edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken ... 'ya ait veraset belgesinin alınması için verilen kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle mahkemece, sağ gözüken ... 'nın veraset belgesi temini için davacı tarafa kesin süre verilemiyeceği de gözönüne alınarak, tapu maliki ... 'ya dava dilekçesinin tebliğ edilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gösterecekleri deliller toplanıp, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olduğu" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece eski kararda direnilmesine ve davanın reddine karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk dairesinin 16.02.2017 tarihli ve 2016/14644 - 2017/1242 sayılı kararıyla "Dosya kapsamından tapu maliki ... 'nın ölüm kaydının işlendiği nüfus kaydının Dairenin son bozma ilamından sonra dosyaya sunulduğu, bozma ilâmından önce ... 'nın nüfus kaydında sağ gözüktüğü, aslında 20.02.2004 tarihinde ölen ... 'nın ölüm kaydının işlenmediği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6217 sayılı Kanun) 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa (6100 sayılı Kanun) eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun'un (1086 sayılı Kanun) 429 uncu maddesi). Mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez. Tüm bu açıklamalar ışığında; tapu maliki ... ’nın 20.02.2004 tarihinde öldüğü, davalılardan başka ... ’nın eşinin de sağ olarak gözüktüğü bozma ilâmından sonra dosyaya sunulan nüfus kayıtlarından anlaşıldığından, ... ’nın veraset ilâmını sunması için davacı vekiline süre verilmesi, davalılar dışında mirasçısı olduğunun tespit edilmesi halinde mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti olduğu ve aralarında zorunlu dava arkadaşlığı olduğu gözetilerek diğer mirasçıları da davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken ve davacı vekili tarafından daha önce sulh hukuk mahkemesinde veraset ilâmı almak için dava açtığı da gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı" gereğine değinilerek 07.11.2013 tarihli ve 2013/5397 - 9791 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkemenin hükmünün açıklanan nedenle değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, Samsun ili Bafra ilçesi ... Köyünde kain, 148 ada, 2 parsel (eski 617) sayılı taşınmazın muris ... adına olan tapusunun iptaliyle Fen Bilirkişisi ... Çankaya'nın 04.07.2019 tarihli rapor ve krokisinde gösterilen 5.900,78 metre kare miktarlı alanın aynı ada son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1.Hazinenin temyiz istemi yönünden;
Kural olarak tapu iptali ve tescil davaları tapu maliki aleyhine açılır. Eldeki dosyada ... köyü 148 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu maliklierinin davalı gerçek kişiler olduğu ve Hazinenin tapu malikleri arasında yer almadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davada taraf sıfatı bulunmayan hazinenin 28.07.2021 tarihli temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2- Davalı ...'nın temyiz istemi yönünden;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ...'nın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Hazinenin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2- Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'nın vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 427,60 TL onama harcının temyiz eden ...'dan alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.