Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz istemi, sigaraları satma amacının olmadığına ve verilen cezayı ödeme gücünün olmadığına ilişkin nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Kolluk görevlilerinin devriye görevi sırasında sanığın çerez satışı yaptığı seyyar tezgahın altında bulunan poşet içerisinde kaçak sigara satışı yapıldığının tespiti üzerine, 63 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

Sanığın 26.11.2020 tarihli alındı belgesi ile kamu zararı olan 305,31 TL'yi ödediği anlaşılmıştır.

Sanığın aşamalardaki savunmalarında, sigaraları içmek için bulundurduğunu beyan ederek suçlamayı kabul etmemiş, bozma sonrasında suça konu kaçak sigaraların gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı ihtar edilerek sorulduğunda maddi gücü nedeniyle ödeme yapamayacağını beyan ettiği anlaşılmıştır.

Olay tutanağı, sanık savunması, tutanak tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın suça konu kaçak sigaraları ticari amaçla bulundurduğunun kabulü ile hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında, bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Ancak;
1.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin, suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'da hüküm altına alınması nedeniyle, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası delaletiyle 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları somut olaya ayrı ayrı uygulanarak lehe Kanun'un tespiti yerine, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasına göre belirlenen temel cezayla birlikte 7242 sayılı Kanun ile değiştirilen 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması,

2.Sanığın dosyaya sunduğu 26.11.2020 tarihli alındı belgesi ile gümrük vergileri toplamından oluşan 305,31 TL kamu zararını ödediği anlaşıldığından, 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında etkin pişmanlık ihtaratı yapılırken eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı olan 747,02 TL'den sanığın önceden ödediği 305,31 TL düşülerek 441,71 TL ihtar edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle sanık yanıltılarak ödemediğinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 23.05.2024 tarihinde karar verildi.