Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirkete zorunlu trafik sigortası ile sigortalı bulunan araç sürücüsünün şeride tecavüz ederek davacının kullandığı motosiklete çarptığını, davacının bu kaza nedeniyle malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ....000,00 TL sürekli sakatlıktan dolayı meydana gelen maddi tazminatın olay tarihinden veya olmazsa temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu olayla ilgili maddi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi için olaya ilişkin kusur durumunun belirlenmesinin gerektiğini ve ...'dan ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının meydana gelen kaza nedeniyle maluliyetinin olup olmadığı varsa oranının tespiti için rapor alınmasına karar verildiği ancak davacının rapor ücretini ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına süresi içerisinde yatırmadığından maluliyet raporu alınamadığı, bu nedenle davacının kalıcı maluliyetini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.
Aynı Kanunun 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken;
...-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,
...-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,
...-Yapılması gereken iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,
...-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur.
Somut olayda; mahkemece yenileme tensip zaptı ile davacı vekiline verilen kesin süreye ilişkin ara kararda kesin sürenin sonuçları açık olarak belirtilmemiştir. Bu nedenle verilen kesin süre usulüne uygun değildir.
Mahkemece yargılama sırasında davacının maluliyetini ispat etmesi için ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan rapor alınması istenmiş, davacı vekiline ....03.2014 tarihli yenileme tensip tutanağı ile Adli Tıp rapor ücretini yatırması bakımından miktar belirtilmeden ... aylık kesin süre verilmiştir.
Kaldı ki davacı tarafından tensip tutanağının tebliğden önce 03.04.2014 tarihinde mahkeme dosyasına MSR2014 seri, 22414 sıra nolu makbuz ile 350,00 TL adli tıp masrafı ve 06.05.2014 tarihinde de hastaneye 275,00 TL ödendiği dosyadan anlaşılmaktadır. Adli Tıp ücretinin yatırılması ve davacının verilen kesin mehile rağmen rapor için ücretini yatırmadığından kurum tarafından maluliyet raporu düzenlenemediği, bu nedenle de davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine .../03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.