Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
1. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2014/326 Esas, 2016/295 Karar sayılı kararı ile, olay tarihinde katılanın, metrobüsten indiği, durak çıkışında bulunan iade gişelerine yöneldiği sırada arkasından sanığın eliyle kalçasına değdiğini hissettiği, arkasına baktığı ve sanığı gördüğü, önce ortamın kalabalık olmasından ve art niyet olmayabileceğinden dolayı herhangi birşey söylemediği, daha sonra sanığın tekrar katılanın yanına yaklaşarak kalçasını avuçladığı şeklinde kabul edilen olayda, dosya içerisindeki mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanık hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102/1-2. cümle, 3-e, 62/1 ve 53. maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Özetle; kalabalıktan dolayı sanığın elinin istemsiz olarak katılana temas ettiğine, suç işleme kastının olmadığına, katılanın bu durumu yanlış anladığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yöneliktir.
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın eylemini gerçekleştiği ulaşım aracı olan otobüsün, 5237 sayılı Kanun'un 102/3-e maddesinde “insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamlar” şeklinde tarif edilen hastane, cezaevi, kışla, öğrenci yurdu gibi yerlerden olmadığı anlaşılmakla toplu olarak birarada yaşama koşulunun gerçekleşmediği gözetilmeden, sanık hakkında anılan ağırlaştırıcı halin tatbiki suretiyle fazla ceza tayinine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2014/326 Esas, 2016/295 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.05.2024 tarihinde karar verildi.