Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Antalya 16.Asliye Ceza Mahkemesinin 07.05.2015 tarihli ve 2013/261 Esas, 2015/415 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Antalya 16.Asliye Ceza Mahkemesinin 07.05.2015 tarihli ve 2013/261 Esas, 2015/415 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 15.05.2019 tarihli ve 2019/1797 Esas, 2019/5575 Karar sayılı kararı ile uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekliliği nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine Antalya 16.Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli ve 2019/388 Esas, 2019/1242 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, uyumazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğuna, uzlaştırma işlemlerinin usul ve yasaya uygun şekilde tekemmül ettirilmediğine, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1.Katılanın fiilen kendisine ait olan, ancak trafik tescil belgesinde ... Otomotiv İnşaat Limited Şirketi adına kayıtlı olan ... plakalı aracını satmak için suç tarihinde internet üzerinden www.sahibinden.com.tr sitesinde ilân verdiği, ilân üzerine katılanı telefonla arayan sanığın aracı satın alabileceğini söylemesi üzerine katılanın aracı sanığa göstermek için iş yerine gittiği, tarafların 35.600,00 TL satış bedeli karşılığında anlaştıkları, katılanın sanığa aracı satın almasından dolayı 12.000,00 TL borcu olduğunu, bu borç kapatılmadan devrin yapılamayacağını söylemesi üzerine sanığın katılana 12.000,00 TL vererek borcu kapatmasını sağladığı, kalan meblağın aracın devrinin yapılmasından sonra ödeneceği, katılanın bu süreçte aracı teslim ettiği, sanıktan 23.600,00 TL bedelli, borçlusu sanık, kefili ... olan bonoyu aldığı, katılanın 12.000,00 TL bedeli aracın ruhsat sahibi ... Otomotiv Limited Şirketine havale ettiği ve aynı şirket adına vekaletle aracın devredilmesi için, ruhsatın sanık tarafından gönderildiği, aracın Kartal 15. Noterliği aracılığıyla 31.12.2012 tarihinde ...'a ... Otomotiv Limited Şirketi vasıtasıyla satıldığı, sanığın bu süreçte katılana kalan parayı üç gün içerisinde vereceğini söylediği, ancak geçen süreç içerisinde kalan bedelin ödenmediği sanığın bu şekilde gerçekleşen eylemde üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görüldüğünden dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Bozma sonrası sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 16.09.2019 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.

3. Katılanın beyanları, sanık savunması, ilgili kollukça tutulan tutanaklar, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, uzlaştırma raporu ve diğer deliller dosya arasındadır.

4. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1.Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihi itibarıyla 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 16.Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli ve 2019/388 Esas, 2019/1242 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.05.2024 tarihinde karar verildi.