Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiin temyiz isteği; eksik inceleme sonucu karar verildiğine, sanığın mahkûmiyetinin usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğuna ilişkindir.

Sanığın evinin avlusunda orman emvali sattığı ihbarı üzerine orman muhafaza memurları tarafından kontrolde 700 kg meşe odunu tespit edilmiştir.

Sanık savunmalarında, atılı suçlamayı kabul etmeyerek, ... isimli bir şahsın satılık odunların faturasının olduğunu söylediğini, odunları bu şahıstan satın aldığını beyan etmiştir.

Suç tutanağı, sanık savunması, bozma ilâmı tüm dosya kapsamına göre, sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Ancak;

1.Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarih, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı sonrası 17.10.2019 tarihinde kabul edilen 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2021 tarih ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen Geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin mahkemesince “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

2.Engel adlî sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereği aynı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,

3.Suça konu emvalin 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine 54 üncü maddenin birinci fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 23.05.2024 tarihinde karar verildi.