Zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyet, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan Hazinenin ve Adalet Bakanlığının anılan suçtan verilen hükmü temyiz yetkileri bulunmadığı gibi mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, vekilleri aracılığı ile vaki temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; katılanlar vekilinin ve sanık müdafiinin zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığın noter ve noterlik ortak havuzuna ait parayı mal edinmesi eylemlerinin ayrıca hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilerek, bu suç yönünden mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüş, 28.04.2011 tarihli celsede kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilen Adalet Bakanlığının gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiş, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53. maddesiyle ilgili iptal Kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün bulunmuş, 5237 sayılı Kanun'un 247/1, 249/1,43 ve 62. maddelerinin aynı Kanun'un 61/5. maddesi uyarınca bu sıra dahilinde uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi ile 249. madde uyarınca cezada indirim yapılması sırasında hesap hatası sonucu 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası yerine 3 yıl 1 ay 15 gün hükmolunması sonuç ceza doğru şekilde belirlendiğinden bozma nedeni sayılmamış, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Yasa'nın 53/5. maddesinin uygulanması sırasında, sadece 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine, hangi hak ve yetkiye ilişkin olduğu gösterilmeksizin maddenin tümünü kapsayacak ve infazda tereddüt oluşturacak biçimde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılanlar vekilleri ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince hüküm fıkrasının "A" bendinin 7. paragrafının "Suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere TCK'nın 53/1-a maddesinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 3 yıl süreyle yasaklanmasına," şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.