Taraflar arasındaki, ölümlü trafik kazası nedeniyle manevi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-

Davacılar vekili, davalılar murisinin sevk ve idaresindeki aracın, davacıların oğlunun idaresindeki motorsiklete çarpmasıyla ölümlü kaza meydana geldiğini, davalılar murisi sürücünün kazada asli kusurlu olduğunu, davacıların ölüm olayı nedeniyle manevi zarara uğradıklarını belirterek davacılar için ....000,00'er TL. manevi tazminatın, kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davalılar murisi hakkındaki ceza davasında verilen kararın 31.01.2011 tarihinde kesinleştiğini, davacıların davasının zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, istenen tazminatların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile davacılar için ....500,00'er TL. manevi tazminatın davalılardan tahsiline,

fazla isteğin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
...-Davalılar vekilinin temyiz talebi yönünden;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, özellikle oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen, birbiriyle uyumlu uzman bilirkişi raporlarındaki kusur belirlemesinin benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, ayrıca manevi tazminatın takdirinde TBK'nun 56. maddesindeki (eski BK md. 47) özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre; davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...-Davacılar vekilinin temyiz talebi yönünden;
Davacı taraf dava dilekçesinde, talep edilen tazminatlar için kaza tarihinden yasal faiz işletilmesini talep etmiş; mahkeme ise, hüküm altına alınan tazminatlar için, davalıların kaza tarihinden işleyecek yasal faizden de sorumlu olduğunu kabul etmesine rağmen, kısa kararda sehven faize hükmedilmemesi nedeniyle, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratmamak için faize hükmetmediğini belirterek, kararda yazılı tazminatları faizsiz biçimde hüküm altına almıştır. Yerel mahkemenin gerekçeli kararında da kabul ettiği üzere; haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Bu nedenlerle mahkemece, davacılar lehine hükmedilen tazminatlara, kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmemesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK'nun geçici .../II. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nın 438/.... maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm
fıkrasının .... bendindeki "....500,00 TL. manevi tazminatın" ibarelerinden sonra gelmek üzere "kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte" ibaresinin eklenmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA; aşağıda dökümü yazılı 768,45 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine ........2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.