Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2020 tarihli iade yazısı ile 7242 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle lehe değerlendirme yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonrası kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

1.Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz sebepleri, suça konu eşyaların değerine dair somut tespit olmadan sanığın cezasında indirim yapıldığına, suçta kullanılan nakil aracının müsaderesi gerektiğine ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın suç işleme kastının olmadığına, mahkûmiyetine yeterli delil olmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Olay tarihinde ...plaka sayılı kargo aracında Cumhuriyet Başsavcılığından alınan arama kararına istinaden yapılan aramada göndericisinin sanık olduğu tespit edilen bir adet koli içerisinde 4 adet kaçak cep telefonu ele geçirilmiştir.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık aşamalardaki savunmalarında, Hakkari'de esnaf olduğunu, cep telefonlarını bir arkadaşının isteği üzerine gönderdiğini, olay nedeniyle pişman olduğunu beyan etmiştir.

Dosyada bulunan 07.01.2014 tarihli BTİK raporuna göre suça konu cep telefonlarının 3 adedinin kaydının bulunmadığı, 1 adedinin ise kayıt dışı olduğu tespit edilmiştir.

Dosyada bulunan KEMT varakasında, suça konu eşyaların CIF değerinin 2.400,00 TL, gümrüklenmiş değerleri toplamının ise 3.540,00 TL olduğu, 06.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise CIF değerlerinin 400,12 TL, gümrüklenmiş değerlerinin 590,17 TL olduğu tespit edilmiştir.

Sanığın dosyaya sunduğu 05.05.2016 tarihli alındı belgesi ile kendisine bildirilen 590,17 TL'yi ödediği anlaşılmıştır.

Nakil aracının müsaderesine ilişkin iddianamede talep olmadığı gibi mahkemece bu hususta herhangi bir karar verilmediğinden, katılan vekilinin nakil aracına yönelik temyiz istemi inceleme dışı bırakılmıştır.

Tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın suça konu kaçak cep telefonlarını ticari amaçla bulundurduğunun kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Ancak;
1.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 nci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 ncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlarla değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, yirmiüçüncü ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken lehe aleyhe kanun karşılaştırması yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi,

2.Dosya kapsamında 06.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen CIF değeri üzerinden eşyanın gümrüklenmiş değerinin Gümrük İdaresi tarafından tespiti sağlanarak oluşturulacak KEMT'e göre hüküm kurulması gerekirken, çelişki giderilmeden karar verilmesi,

Kabule göre ise;

1.Sanığın 05.05.2016 tarihli alındı belgesi ile kendisine bildirilen 590,17 TL'yi ödediği anlaşılmasına
rağmen kanun iadesi sonrası yapılan etkin pişmanlık ihtaratında sanığın önceden ödediği miktar düşülmeden gümrüklenmiş değer toplamının iki katı olan 1.180,34 TL ihtar edilerek sanığın yanıltılması ve ödeme yapmadığından bahisle 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,

2.Adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı mahkûmiyet hükmü niteliğinde olmadığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini isteyen sanığın 05.05.2016 tarihli alındı belgesi ile kendisine bildirilen gümrüklenmiş değeri ödemesi nedeniyle gümrük vergilerinden oluşan kamu zararını da giderdiği halde, hakkında daha önceden verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunması nedeniyle şartları oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, suç tarihinin 24.11.2013 olması ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8.maddesine eklenen son fıkrasının suç tarihinden sonra 6545 sayılı Kanun ile 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 inci maddesi uyarınca uygulanma imkanı bulunmadığı gözetilmeksizin, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeden, yasal olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
23.05.2024 tarihinde karar verildi.