SUÇLAR: Özel belgede sahtecilik, 5809 sayılı Kanun'a aykırılık

HÜKÜMLER: Beraat

Sanıklar hakkında 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan verilen beraat hükümlerinin 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kesinlik sınırının altında olduğu ve temyiz olanağının bulunmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 5.Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2015/198 Esas, 2016/98 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik, 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının e bendi gereğince beraat kararları verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİŞ
Katılan vekilinin temyiz isteği; kararların bozulmasına ilişkindir.

A.Sanıklar hakkında 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükümler yönünden;
5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince hüküm tarihi itibarıyla uygulanması zorunlu olan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinde belirtilen hükümlerin kesin nitelikte olduğu, bu hükümler hakkında temyiz yasa yoluna başvurulamayacağı gözetilerek, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 52 nci maddesinin ikinci fıkrası birlikte dikkate alındığında; 5809 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin onuncu fıkrasında düzenlenen, sanıklara yüklenen suçun üst sınırı 100 gün adli para cezası olup, 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince bir gün karşılığı da en üst sınır olan 100 TL üzerinden adli para cezasına hükmedilmesi halinde dahi sonuç cezanın 10.000 TL adli para cezasını geçmeyeceği, dolayısıyla bu suçtan verilen beraat hükümlerinin 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kesinlik sınırının altında kalacağı ve temyiz olanağının bulunmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmektedir.

B. Sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümler yönünden;
Sanıkların yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşım süresinin öngörüldüğü ve suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.

A. Sanıklar hakkında 5809 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan hükümler yönünden;

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümler yönünden;

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği bu nedenle yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.05.2024 tarihinde karar verildi.