Mahkûmiyet

Şikayetçiler vekilinin temyiz isteği yönünden; sanığa yüklenen özel belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmeyen şikayetçilerin kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği anlaşılmıştır.
Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/614 Esas, 2016/987 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

A. Şikayetçiler vekilinin temyiz isteği; sanığın 5 kez özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına gerektiğine ve tekerrüre esas sabıkası olan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmamasına ilişkindir.

B. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmamasına ilişkindir.

C. Sanığın temyiz isteği; üzerine atılı suçu işlemediğine ilişkindir.

1. Şikayetçi ...'nın, vasisi olduğu oğlu şikayetçi ...'ya ait daireyi 25.08.2014 tarihinde 1 yıllık süreyle sanığa kiraladığı ve aylık kira bedeli olarak 370,00 TL belirlediği, sanığın 2014 yılı Aralık ayı, 2015 yılı Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarının kira bedelini ödememesi üzerine sanık hakkında icra takibi başlattığı, sanığın ise kira bedelini düzenli olarak ödediğini ve borcunun bulunmadığını beyan ederek bu takibe yönelik itirazda bulunduğu, bunun üzerine şikayetçiler vekilinin Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/371 esas dosyasında itirazın iptali ve tahliye istemli dava açtığı, bu davanın 05.11.2015 tarihli celsesinde, sanığın suça konu kira sözleşmesi aslını ibraz ederek, yaptığı her aylık ödemeye ilişkin kira sözleşmesinin arka kısmında ...'nın imzasının alındığını beyan ettiği, ancak şikayetçi ...'nın bu imzaların kendisine ait olmadığını yönünde itirazda bulunduğu anlaşılmıştır.

2. Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/371 esas dosyasında alınan bilirkişi raporunda; kiraya verilene yapılan ödeme hanesindeki 25.08.2014,25.09.2014,25.10.2014,25.11.2014 tarihlerinin karşısında bulunan imza kısmında kiraya veren ... adına atılı bulunan imzalar ile ...'nın muyakeyese imzalarının benzerlik gösterdiği, ancak 25.12.2014,25.01.2015,25.02.2015,25.03.2015,25.04.2015 tarihlerinin karşısında bulunan imza kısmında kiraya veren ... adına atılı bulunan imzalar ile ...'nın mukayese imzaları arasında farklılıklar tespit edildiği, bu tarihlerdeki imzaların ...'nın eli ürünü olmadığı, hakiki imzaların model alınmak suretiyle adına takliden atılmış imzalar olduğunun kanaatine varıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.

3. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

4. Mahkeme tarafından sanık savunması, şikayetçilerin beyanları, tanık anlatımları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı itibarıyla sanığın eyleminin özel belgede sahtecilik oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

A. Şikayetçiler Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
Ön inceleme bölümünün (1) numaralı paragrafında izah edildiği üzere şikâyetçiler vekilinin özel belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmediği ve kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı belirlenerek temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

B.Cumhuriyet Savcısı ve Sanığın Temyiz İstekleri Yönünden;

1. Dosya kapsamında suça konu kira sözleşmesinin yalnızca fotokopisinin bulunduğu, aslının ise Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/371 Esas, 2016/237 Karar sayılı dosyasının içinde bulunduğunun anlaşılması karşısında, suça konu kira sözleşmesi aslının ilgili hukuk dosyasından getirtilmesi, belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğundan, suça konu sözleşmenin duruşmada incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, bu gözlem sonucunda gerekçeli kararda aldatma niteliğine sahip olup olmadığının tartışılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma sonucu hüküm kurulması,

2. Kabule göre de;

a. Suç tarihinin, sanığın suça konu kira sözleşmesini Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/371 Esas sayılı dosyasına sunduğu "05.11.2015" tarihi olduğu gözetilmeksizin gerekçeli karar başlığında "25.12.2014" şeklinde hatalı gösterilmesi,

b. Tekerrürre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmaması,

c. Sanığa yüklenen özel belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmediği anlaşılan şikayetçiler ... ve ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
d. 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin yedinci fıkrası gereğince gerekçeli kararın mahkeme mührü ile mühürlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

e. Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Şikayetçiler Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/614 Esas, 2016/987 Karar sayılı kararına yönelik şikayetçiler vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Cumhuriyet Savcısı ve Sanığın Temyiz İstekleri Yönünden;

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/614 Esas, 2016/987 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.05.2024 tarihinde karar verildi.