Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasında görülen genel mahkemeden aktarılan davadan dolayı yapılan yargılama sonunda verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... mirasçısı ... vekili, ... mirasçısı ... ve ..., ... mirasçısı ..., davalı ..., ... ve ... vekili ile Hazine vekili, tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında 223,224,229,230,231,232,233,234,236,239,276,277,310,311,312,313,314,606 ve 607 parsel sayılı 17.700,21.450,19.700,19.600,26.900,13.100,19.250,9.250,40.000,20.000,10.450,8.850,10.700,20.000,13.200,19.000,15.000 ve 10.200 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
Davacı Hazine tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde hasımsız açılan tescil davası ile yine davacı Hazine tarafından davalılar ... ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan men'i müdahale davaları birleştirilmiş ve davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sırasında davacı Hazine tarafından kadastro sırasında vergi kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilen 236 parsel sayılı 31.900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaza yönelik olarak Kadastro Mahkemesine açılan dava ile de birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parsellerin ... mirasçısı ... ile arkadaşları adlarına tesciline dair verilen ilk karar Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.12.2010 tarihli ve 2021/15879 Esas, 2024/3577 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamında davalı tarafın dayanağı vergi kayıtlarının kapsamının usulünce keşfen belirlenerek taşınmazların kimden intikal ettiği, sınırında mera bulunan taşınmazlar yönünden usulüne uygun mera araştırması yapılması, taşınmazların öncesinin mera yaylak olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği,edilmiş ise hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı açıklatılmak suretiyle tespit edilmesi, taşınmazların toprak yapısı ve komşu mera parselleri ile benzerlik ve farlılıklarının tespit edilebilmesi için 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan rapor alınarak, vergi kayıt kapsamı tayin edildikten sonra her bir taşınmaz üzerindeki zilyetlik durumu tanık ve bilirkişi beyanları ile tespit edildikten sonra ulaşılacak sonuca göre karar verilmesinin gerekliliğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 223,224,229,230,231,232,233,234,310,311,312,313,314,606,607 parsellere uygulanan ve davalılarında dayandıkları tapu ve vergi kayıtlarının hudutları nazara alındığında çekişmeli taşınmazları kapsamadığı, davalıların dava konusu bu yerlerin dayandıkları tapu ve vergi kayıtları kapsamında kaldığını ispatlayamadıkları, ayrıca dava konusu 223,224,229,230,231,232,233,234,310,311,312,313,314,606,607 parsellerin komşu mera parselleri ile aralarında doğal ve ya yapay ayırıcı bir unsur olmadığı, komşu mera parselleri ile dava konusu parsellerin toprak yapısı itibariyle benzer özellikler gösterdiği, bu nedenle dava konusu parsellerin mera vasfında olduğu, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuken iktisap sağlamayacağı; 236 parsele ... oğlu ...'un, 239 parsele ... oğlu ... Karadaş (...)'in, 276 parsele ...'in, dava konusu 277 parsele ... oğlu ... 'ın 20 yıldan fazla davasız, aralıksız malik sıfatıyla zilyet olduğu, dava konusu yerde buğday, arpa, mercimek ekmek suretiyle tarımsal faaliyette bulunduklarından zilyetliklerinin ekonomik amaçla olduğu 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ve mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun (766 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi uyarınca zilyetlikle mülkiyeti kazanma şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının kısmen kabul kısmen reddine verilmiş, hüküm davalı ... mirasçısı ... vekili ... mirasçısı ... ve ..., ... mirasçısı ..., ... ve ... vekili ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... mirasçısı ... vekili, ... mirasçısı ... ve ..., ... mirasçısı ..., ... ve ... vekili ile Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle; davalı ... mirasçısı ... vekili, ... mirasçısı ... ve ..., ... mirasçısı ..., ... ve ... vekili ile Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
35,90'ar TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 391,70 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi