Her ne kadar Tebliğname'de 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310/3. maddesi uyarınca tefhimden itibaren işlemeye başlayan bir aylık süreden sonra o yer Cumhuriyet savcısının temyiz başvurusunda bulunduğu belirtilerek temyiz isteminin reddine karar verilmesi görüşüne yer verilmiş ise de; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan kontrolde, temyiz başvuru dilekçesinin 27.06.2016 günü oluşturularak imzalandığı anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yönünden esastan inceleme yapılması gerektiği belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR

1. Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102/3-d, 4, maddeleri, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Kanun'un 109/2,3-a, 5. maddeleri, şantaj suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Kanun'un 107. maddesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Kangal Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2015/188 Esas, 2016/250 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 102/1,3-d, 62,53. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109/2,3-a, 5,62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının işlenmesi sırasında kullanılan adli emanetin 2014/68 sırasında kayıtlı silahın 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesi gereğince müsaderesine; şantaj suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a. maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi

1. Cinsel saldırı suçundan kurulan hüküm yönünden; tarafların olay tarihinden önce arkadaş olduklarını, katılanın soyut ve taraflı anlatımlarının dışında savunmanın aksini gösterir nitelikte somut bir delilin elde edilemediğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine,

2. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden; katılanın anlatımlarının soyut olduğunu, bu nedenle atılı suçun işlendiğine dair bir delil bulunmadığına,

3. Şantaj suçundan kurulan hüküm yönünden; katılanın fotoğraflarının sanığın üzerinde yakalandığına, bunların katılana ait olduğunun sabit olduğuna, şantaj suçunun sabit olduğuna ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

1. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden; soruşturmanın eksik yapıldığına, aracın kilit sisteminin içeriden kapının açılmasına engel oluşturup oluşturmayacağına dair araştırma yapılmadığına, kamera görüntülerinin alınmadığına, katılanın anlatımlarının çelişkili olduğuna,

2. Cinsel saldırı suçundan kurulan hüküm yönünden; atılı suçun işlendiğine dair bir delil bulunmadığına, ıssız bir yerde sanığın cinsel saldırı ve tecavüz kastının olması halinde katılan ile arasındaki güç farkı nazara alındığında bu suçu rahatlıkla işleyebileceğine, dosyaya yansıyan mesaj dökümlerinde de böyle bir beyanın bulunmadığına, katılanın ifadelerinin çelişkili olduğuna ilişkindir.

A. Cinsel Saldırı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Olayın intikal şekli, katılanın aşamalardaki istikrarlı anlatımları, suç tarihinden bir gün önce katılan ile sanık arasında facebook üzerinden yapılan yazışma, katılanın eylemler sırasında kendisine karşı cebir uygulandığına yönelik beyanının doğruluğunu teyit eden darp-cebir raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Tebliğname'de sanığın atılı suçlardan beraatine karar verilmesi gerektiğine dair görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Şantaj Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın, uygunsuz fotoğraflarını babasıyla paylaşacağını söyleyip katılanın kendisi ile buluşmasını sağlayarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği anlaşılmakla şantaj içerikli mesajların 5237 sayılı Kanun'un 109/2. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tehdit unsuru kapsamında kaldığı gözetilerek şantaj suçundan açılan kamu davası bakımından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken beraat kararı verilmesi, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bir hukuka aykırılık olarak görülmüştür.

A. Cinsel Saldırı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Kangal Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2015/188 Esas, 2016/250 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Şantaj Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Kangal Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2015/188 Esas, 2016/250 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği kararda yer alan '"...beraatine" ibaresi çıkartılarak yerine “...hüküm kurulmasına yer olmadığına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2024 tarihinde karar verildi.