Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY VE OLGULAR

1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2015 tarihli iddianamesi ile sanık ... hakkında nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.

2.İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/112 Esas, 2015/358 Karar sayılı kararı ile sanıkların atılı suçlardan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Katılanın istikrarlı beyanı, sanığın tevilli beyanı, tanık beyanları ile tüm diğer deliller nazara alındığında sanıklarca atılı suçların gerçekleştirildiğine ilişkindir.

B. Katılan VekilininTemyiz İsteği
Tanık Saadet’in beyanı, katılanın olay günü alınan raporu nazara alındığında mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

Olayın intikal şekli ve zamanı, katılanın aşamalarda değişen çelişkili beyanları, tanık anlatımı, savunmalar ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış, katılan vekili ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Belirtilen gerekçeyle Tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/112 Esas, 2015/358 Karar sayılı kararında katılan vekili ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2024 tarihinde karar verildi.