Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili Çine Sulh Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu davada, dava konusu 199 parsel sayılı taşınmazın müvekkilinin ve davalıların 1973 yılında ölen mirasbırakanları ... (Mustafa oğlu) adına kayıtlı olduğunu, vekil edeninin 25.05.1974 tarihli tarla satış senedi başlıklı sözleşme ile 40 TL bedelle mirasçılardan Mustafa (Mehmet) ..., Durdane (Durkadın) ..., Sabriye ... (...), Ayşe ... (Sevker) ve ...’un taşınmazdaki miras hisselerini satın alıp sözleşme tarihinden beridir de satın aldığı payları malik sıfatıyla zilyet ederek tasarruf ettiğini, Tapu maliki olan muris ... (Mustafa oğlu) mirasçılarından ...’un ise dava konusu 199 parsel sayılı taşınmazdaki miras payını Çine Noterliği’ninde tanzim edilen 01.08.1988 tarihli 11106 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletname ile miras payının satışı konusunda yetki verdiği 1949 doğumlu Ayşe ... vasıtasıyla vekaleten müvekkiline satış suretiyle devrettiğini, kendisi de tapu maliki muris ... (Mustafa oğlu)’un mirasçısı olan vekil edeninin dava konusu 199 parsel sayılı taşınmazdaki tüm payları diğer mirasçılardan satış suretiyle devralıp anılan taşınmazın tam hisse maliki olduğunu, ancak bu durumun tapu kaydına yansıtılamadığını açıklayarak TMK’nin 677. maddesi gereğince 199 parsel sayılı taşınmazın muris adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar kendilerine usulüne uygun tebligatlara rağmen davaya karşı cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Davanın, açıldığı Çine Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/377 E. sayılı dosyasında yargılamaya devam edilen aşamada, 25.06.2010 tarihli 1. celsede davalılardan, ..., ..., Ayşe Sevker ve ... davayı kabul beyanında bulunmuş, davalılardan ... ise 13.07.2010 tarihli dilekçesi ile davayı kabul beyanında bulunmuştur. 23.07.2010 tarihli 2. celsede davalılardan ... ve Veysel Soyugüzel ile 25.03.2011 tarihli 6. celsede ise ..., davacının dava dilekçesine ekli olarak sunduğu 25.05.1974 tarihli tarla satış senedinde murisleri olan Durdane ... (Durkadın ...)’a ait olduğu iddia edilen imzanın ona ait olmadığını, sahte olduğunu savunmuşlardır.
Çine Sulh Hukuk Mahkemesince keşfen belirlenen dava değerinin davanın açıldığı 2010 yılı itibariyle Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev sınırı olan 7.230,00 TL’yi aşması gerekçesiyle verilen görevsizlik kararının temyiz edilmeksizin 26.12.2011 tarihinde kesinleşmesi ve davacı vekilinin dosyanın görevsizlik kararında belirtilen görevli ve yetkili Çine Asliye Hukuk Mahkemesine dosyanın gönderilmesini yasal süresi içinde ve 03.01.2012 tarihli dilekçesi ile talep etmesi üzerine dosya Çine Asliye Hukuk Mahkemesine gelerek 2012/21 Esas numarası almış ve yargılamaya Çine Asliye Hukuk Mahkemesince devam edilmiş, Çine Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılamaya devam edilen aşamada ve 09.05.2014 tarihli 9. celsede davalılardan ... davayı kabul ettiğine dair beyanda bulunmuştur.
Mahkemece, Tüm dosya kapsamı, Adli Tıp Kurumunun 25/07/2013 tarihli raporu, dinlenen tüm tanık beyanları dikkate alındığında davacının davasını ispatlayamadığının anlaşılmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 677. maddesi gereğince mirasçılar arasında miras payının devri sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. TMK’nin 677/1. maddesi gereğince terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.
Somut olayda, muris ... (mustafa oğlu)’nun dosyadaki veraset ilamına göre 09.11.1973 tarihinde öldüğü ve davanın taraflarının tamamının murisin mirasçıları olup davada yer aldıkları anlaşılmaktadır. Tapu kayıtlarına göre dava konusu 199 parselin kamulaştırma ifrazı sonucu 1695 ve 1696 parsellerin oluştuğu bu parsellerden 1695 parsel sayılı taşınmazın evli tarla vasfıyla 2137,82 m2 yüzölçümlü olarak ifraz suretiyle tam hisse mülkiyetinin muris ... (Mustafa oğlu) adına 01.03.2010 tarihinde tescil edildiği, 1696 parselin ise kanal vasfı ile 302,18 m2 yüzölçümlü olarak tam hisse mülkiyetinin muris ... (Mustafa oğlu) adına 01.03.2010 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan Tarla Satış Senedi başlığını taşıyan 25.5.1974 tarihli adi yazılı belgede muris ... (Mustafa oğlu)’un mirasçılarından olan Mustafa ..., Dürdane ..., Sabriye ..., Ayşe ... ve ...’un dava konusu 199 parsel sayılı taşınmazda murislerinden kendilerine intikal eden payları 40.000,00 Lira bedelle davacı ...’a satarak devrettikleri ve bedelini de nakden ve tamamen almış olup taşınmazdaki zilyetliklerini de davacı ...’a temlik ettiklerini beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Yine dosyada bulunan Çine Noterliğinin 01.08.1988 tarihli ve 11106 yevmiyeli düzenleme biçimindeki vekaletnamesi ile muris ... (Mustafa oğlu)’un mirasçılarından ...’un, 199 parsel sayılı taşınmazda murisinden kendisine intikal eden payı dilediği bedel ve şartlarda dilediği kişiye satış sureti devretmek konusunda dava dışı ...’u vekil tayin ederek yetki verdiği, bu yetkiye istinaden ...’un dosyada bulunan 25.07.2008 tarihli Miras Hissesi Devir Temlik Sözleşmesi ile 199 parsel sayılı taşınmazda murisi olan ... (Mustafa oğlu)’dan kensine intikal eden payı 500,00 TL. bedelle davacı ...’a satış suretiyle devredip zilyetliğini de temlik ettiği anlaşılmaktadır.
HMK’nin 209/1. maddesinde “Adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınmaz.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Davalılardan ..., ... ve ...’in dosyada bulunan ve Tarla Satış Senedi başlığını taşıyan 25.5.1974 tarihli adi yazılı belgede, miras payını devredenler arasında yer alan ve muris ... (Mustafa oğlu)’un mirasçılarından olan murisleri Dürdane ...’un anılan belgedeki imzasının sahte olduğuna dair iddiaları üzerine mahkemece adli tıp kurumu nezdinde yapılan sahtelik araştırması neticesinde anılan belgedeki imzanın Dürdane ...’a ait olduğu ispatlanamadığına göre, mahkemece verilen red kararı davalılardan ..., ... ve ... yönünden doğrudur, Ancak anılan Tarla Satış Senedinde Muhtar ve Aza olarak imzası bulunan kişilerin mahkemede tanık sıfatıyla yaptığı açıklamalar ve davalılardan ..., ..., Ayşe Sevker, ..., ... ve ...’un davayı kabul ettiklerine dair beyanları ve TMK’nin 677/1. maddesi gereğince terekenin tamamı veya bir kısmı hakkında mirasçılar arasında miras payının devri konusunda yapılan sözleşmelerin yazılı olmak kaydıyla geçerli olması ve anılan yasa maddesi gereğince sözleşmenin geçerliliği için adi yazılı şeklin yeterli olması, dava konusu taşınmaz üzerinde tarafların murisi olan ... (Mustafa oğlu) adına olan kaydın mevcut olup onun mirasçıları olan taraflar yönünden taşınmazdaki elbirliği mülkiyetinin devam ediyor olması nedeniyle davalılardan ..., ... ve ... dışındaki davalılar yönünden davacının davasının kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 10.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.