Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç tarihinde... Gümüş A.Ş. isimli şirkette yatırımlar ve bakım müdürü olarak görev yapan sanığın, görevi kapsamında yapılan ihalelerde teklif edilen fiyat bilgilerini başka firmalarla birlikte ihaleye katılan Başmaksan isimli firmanın sahibi ve aynı firmada teknik danışman olan tanıklar ... ve ... ile paylaşarak üzerine atılı suçu işlediğinin kabulüyle mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Dairemizin 22/10/2014 tarihli bozma ilamı sonrası katılan şirketten temin edilen 15/06/2015 havale tarihli evrakta iddiaya konu ihalenin yapıldığına ilişkin bir belge bulunmadığı, gönderilen fiyat teklif talep formlarının tamamının Başmaksan firmasına ait katılan şirketin farklı işleri için sunulan teklifler olduğu, ayrıca satın alma istek belgelerinde yaptırılan imalat ve işlere ilişkin açıklamalarda “acil olması nedeniyle Başmaksan firmasına yaptırılması” ve “daha önce aynı işlemi gerçekleştirmiş ve çalışma ömrü olarak verim alınmış olması nedeni ile Başmaksan firmasına yaptırılması uygun görülmüştür” şeklinde ibarelerin yer aldığı, yine anılan evrakta açıkça sanığın istihdam edildiği dönemde özel bir satın alma programının kullanılmayıp kayıtların soft ortamda yer aldığı, fiziki arşiv kayıtlarından da diğer firmalara ilişkin teklif mektuplarına rastlanılmadığının bildirildiği, bu haliyle hükme esas alınan tanık anlatımlarının mevcut belgelerle uyumlu olmadığı ve soyut iddia dışında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin dosya kapsamında bulunmadığı ve atılı suçun yasal unsurlarının da oluşmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

Kabule göre de;
Sanığın atılı suçtan mahkumiyeti ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair 06/07/2010 tarihli kararın sanık müdafin talebi üzerine 6008 sayılı Yasanın 7 ve geçici 2. maddeleri uyarınca 02/11/2010 tarihli ek kararla açıklandığı gözetilmeden, kısa kararda açıklanması geri bırakılan hükme atıf yapılarak açıklanmasına karar verildiği belirtilmek suretiyle çelişkiye neden olunması,
Sanık hakkında kurulan 02/11/2010 günlü ve 5237 sayılı TCK'nın 239/1,62,50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince hapis cezasından çevrilme 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ilk hükmün sadece sanık müdafi tarafından temyiz edildiği, aleyhe temyiz bulunmadığı nazara alınmadan bozmadan sonra erteli 10 ay hapis cezasına hükmedilmek suretiyle “kazanılmış hak” ilkesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 12/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.